(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile aralarında mevcut olan mali müşavirlik sözleşmesinin davalı tarafından 15.6.2001 tarihli ihtarla feshedildiğini, 1.10.2000 tarihinden itibaren ücretinin ödenmediğini, ayrıca fesih tarihine kadar da sözleşme gereğince ücretinin ödenmesi gerektiğini belirterek, 1.10.2000 tarihinden 31.12.2001 tarihine kadarki ücret alacaklarının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının işe gelmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, çalıştığı süreye kadarki ücretlerinin de ödendiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas tutularak davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 1.530.000.000 TL üzerinden iptaline, inkar tazminatı ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin "Tarafların Karşılıklı Sorumluluk ve Yükümlülükleri" başlıklı 1.6. maddesinde "... Sözleşmenin müşteri tarafından feshi halinde meslek mensubunun ücretinin tamamı iş sahibince ödenir. Şu kadar ki; meslek mensubunun bu duruma kendi kusur ve ihmali ile yol açmış olmasının yetkili adli mercilerce tespit edilmiş olması kaydıyla ücret geri ödenir" hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda sözleşmenin meslek mensubu olan davacının kusuru ile haklı nedenle feshedildiği davalı şirket tarafından ispatlanamadığından, davalı iş sahibi dönem sonuna kadarki ücretin tamamını ödemekle yükümlüdür. Bu halde mahkemece dönem sonu olan 31.12.2001 tarihine kadarki ücretin tamamının ödetilmesine karar verilmesi gerekirken 30.4.2001 tarihine kadarki ücret alacaklarına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Taraflar arasındaki sözleşmede, kararlaştırılan ücrete KDV'nin dahil olmadığı ve ayrıca ödeneceği 4.1 ve 4.2. maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemece ücret alacakları hesaplanırken, ödenmesi gereken KDV miktarının da ayrıca göz önüne alınması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda KDV'nin ücret alacaklarına eklenmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Davacı icra takibinde işlemiş faiz alacaklarının da ödetilmesini istemiştir. Sözleşmenin "Ücretin Tutarı ve Ödeme Şekli" başlıklı 4.1 maddesinde ücretin aylık olarak ödeneceği kararlaştırılmış olduğundan Borçlar Kanunun 102. maddesinin 2. fıkrası gereğince kesin vade söz konusu olup, ayrıca ihtara gerek kalmadan belli zamanda ödenmesi gereken aylık ücretin ödenmemesi ile borçlu mütemerrit duruma düşer. O halde, mahkemece süresinde ödenmeyen her aylık ücret alacağına uygulanması gereken faiz miktarı, konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrı ayrı hesaplanarak, faize faiz yürütülmemek koşulu ile belirlenecek toplam işlemiş faiz miktarı yönünden de itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, işlemiş faiz talebinin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
5- İİK.nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2., 3., 4., ve 5. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy