(818 S. K. m. 535/7)
Dava: Taraflar arasındaki adi ortaklığın tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Fatih Çetinkaya gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılarla 1.5.2001-1.5.2005 dönemi için pansiyon ve restaurant işletmeciliği için adi ortaklık kurduklarını, ancak davalıların sözleşme hükümlerine aykırı davrandıklarını, sözleşmede öngörülen edimlerini yerine getirmediklerini, ihtara rağmen de sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediğini, bu şekildeki davalıların eylemleri nedeni ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca fesih hakkının doğduğunu bildirerek, ortaklığın haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi ile ortaklığa tahsis edilen bina ve tesislerden davalıların tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, sözleşmeye uygun hareket ettiklerini, davacının kendi edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle fesih koşullarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine tasfiye memuru olarak İcra Müdürü Necmi Aydın'ın tayinine, adi ortaklık için tahsis edilen bina ve tesislerden davalıların tahliyesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece davalıların sözleşmeye aykırı davrandığı kabul edilerek ortaklığın BK. 535/7. maddesine göre fesih ve tasfiyesine diye karar verilip birde tasfiye memuru tayin edilmiş olması uyuşmazlığı çözer nitelikte değildir. Taraflar arasında, 1.5.2001 tarihinde başlayıp 1.5.2005 tarihinde sona ermek üzere, davacıya ait pansiyon ve lokantanın işletilmesi konusunda adi ortaklık kurulduğu, % 51 payın davacıya, % 49 payın davalılara ait olup, davacının masraflara katılma payının % 36, davalıların ise % 65 olarak belirlendiği, ortaklığın davalılar tarafından idare edildiği dosyaya sunulan sözleşme ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Adi ortaklığın feshi halinde tasfiyenin ne şekilde yapılacağı kararda belirtilmelidir. Tasfiye için öncelikle ortaklığın mal varlığı taraflardan sorulmalı, yine ortaklığın yönettiği anlaşılan davalılardan hesap istenmeli, anlaştıkları hususlar tespit edilmeli, anlaşamadıkları konular hakkında taraflardan delilleri sorulup toplanarak ortaklığın sermayesi, devamı süresi, iş durumu ve benzer işletmelerin gelir ve gider durumları gözönünde tutularak bilirkişi aracılığı ile ortaklığı kar ve zarar hesabı ortaya çıkarılmalı, tespit edilen mal varlığının ve borçlarının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, anlaşamadıkları takdirde tayin edilecek bir tasfiye memuru marifetiyle ortaklığa ait malların satılarak elde edilen meblağdan önce ortaklığın borçlarının ödenmesine, kalan miktarın da taraflara paylar oranında bölüşülmesine karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde eksik tahkikatla karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 20.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy