(2982 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 101/2)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan 1991 yılında bir daire satın aldığını, aralarındaki sözleşmeye göre davalıya olan borçlarının tamamını ödedikten sonra davalının en geç üç ay içinde dairenin tapusunun verilmesinin gerektiğini, 15.4.1997 tarihi itibariyle tüm borçlarını ödeyip, borçsuzluk belgesi aldığı halde dairenin tapusunu 2000 yılında verdiğini ve tapu masrafı olarak da kendisinden 546.675.000 TL. aldığını, davalının 1997 yılı sonuna kadar dairenin tapusunu vermesi halinde 2982 sayılı yasanın kendisine tanıdığı haktan yararlanacağı ve tapu masrafı ödemeyeceğini ileri sürerek 546.675.000TL. nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanları ve dosya içindeki belgeler esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 31.12.1991 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde "idare konutun mülkiyetini, alıcının idareye olan tüm borçlarını ödemesi ve kat mülkiyetine geçiş işlemlerinin tamamlanmasını izleyen en geç üç ay içinde alıcıya devredecektir. Mülkiyetin devrine ilişkin bütün giderler ( vergi, harç, pul vs. ) alıcıya aittir" yazılıdır. Davacı, her ne kadar dava dışı bankadan aldığı dosya içindeki 16.4.1997 tarihli yazıya dayanarak bu tarih itibariyle davalıya olan tüm borçlarını ödemesine rağmen davalının taşınmazın tapusunu vermediğini ve böylece 2982 sayılı yasanın kendisine tanıdığı haktan yararlanamadığını, tapu harç ve masrafı ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek talepte bulunmuş ise de, davalıya olan tüm borçlarını ödedikten sonra ona karşı ihtarname çekip, bu konuda temerrüde düşürmüş değildir. Başka bir anlatımla az yukarıda açıklanan sözleşme hükmü, BK.101/2 maddesi anlamında davalının, davaya konu olay nedeniyle kendiliğinden temerrüde düşeceğini göstermemektedir. Kaldı ki gerek taraflar arasında yapılan 31.12.1991 tarihli sözleşme kapsamından ve gerekse dosya içindeki tapu kayıtlarının incelenmesinden taraflar arasında bir taşınmaz satışı ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu husus tarafların da kabulündedir. Halbuki 2982 sayılı yasa, kalkınmada öncelikli yörelerde ve kooperatiflerin yapacakları inşaatlarda kooperatif üyelerine bir kısım muafiyetler getirmiş olup, satış ilişkisinden dolayı her hangi bir muafiyeti öngörmemektedir. Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 18.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy