(818 S. K. m. 49, 98) (2709 S. K. m. 17/3)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, adına kayıtlı 313 24 74 nolu telefonun davalı tarafından hiçbir bildirimde bulunulmadan 1.7.2001 tarihinde görüşmeye kapatıldığını, araştırdığında kendisinin telefon borcu olmamasına rağmen oğlu Uğur Ç'nın davalıya borcu bulunduğu ve dava konusu telefonunun borçlu oğluna kullandırıldığının tespit edildiği gerekçesiyle telefonun görüşmeye kapatıldığını öğrendiğini, oysa bu gerekçenin doğru olmadığını, ileri sürerek yaratılan haksız durumun giderilerek telefonun görüşmeye açılmasını ve haberleşme özgürlüğünün kısıtlanması, iletişiminin kesilmesi ve eski bir devlet memuru ve belediye başkanı olarak şahsi itibarının zarar gördüğünü belirterek 1.000.000.000 Tl. Manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı adına kayıtlı telefonun 2.7.2001 tarihinde ilgili personelin genel müdürlük genelgelerini yanlış yorumlamaları nedeniyle hatalı olarak kapatıldığını, ancak aynı telefonun haziran ayı borcunun ödenmemesi sebebiyle 15.8.2001 tarihinde kapatılması konumuna geldiğini ve bu borcun ödenmesi sonucu 26.9.2001 tarihinde telefonun görüşmeye açıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıya ait telefonun başlangıçta hataen kapatıldı ancak yargılama sırasında görüşmeye açıldığı, telefonun kesilmesinin başlı başına kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği ve aksinin de davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve yasaya uygun sözleşmenin, taraflardan birinin ihlali halinde BK. 98/2 maddesi delaletiyle, haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.
Sanayileşme sonucu gelişen toplumsal ihtiyaçlar nedeniyle, ortaya çıkan iltihaki sözleşmeler toplum hayatını büyük ölçüde etkilemektedir. Elektrik, su, doğalgaz ve telefon vs. gibi ihtiyaçların temini için düzenlenen sözleşmelerin, içerik ve şartları satıcı tarafından hazırlanır. Abone olacak ihtiyaç sahibinin sözleşmenin içerik ve şartlarını görüşmesi, tartışması ve değiştirmesi olanağı yoktur. Sunulan hizmetten faydalanmak isteyen tarafın başka seçeneği de yoktur. Şartları ve sözleşme içeriğini aynen kabul edecek veya hizmeti almaktan vazgeçecektir. Bu gibi sözleşmelerde hakim taraf, sözleşmenin ihlali halinde karşı tarafın sorumluluğuna ilişkin hükümleri kendi lehine detaylı olarak göstermesine rağmen, kendi sorumluluğuna ilişkin hiçbir hükme yer vermemektedir. Sözleşmenin hakim tarafının yaptığı eylem ve işlemlerden sorumlu olmayacağının kabulü, toplumun adalete olan güvenini sarsar, toplum barışını bozar. Anayasanın 17/3 maddesinde ".. kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan... muameleye tabi tutulamaz" hükmüne yer verilmiştir. İnsan gibi muamele görmek herkesin anayasal hakkıdır. Buna aykırı her davranış kişilik haklarını ihlal eder ve sorumluluğu gerektirir. Sözleşmeye, kişilik hakları ihlal edecek şekilde aykırı davranışlarda da BK.nun 98. Maddesi delaletiyle aynı yasanın 49. maddesi hükmünün getirilmiş olduğu da çok açıktır.
Somut olayda taraflar arasında iltihaki sözleşme olan telefon abone sözleşmesi olduğu ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, telefonun konuşmaya kapatılmasının idarenin manevi tazminatı gerektirip gerektirmediği noktasındadır.
Davacıya ait telefonun, davacının oğlunun abone olduğu bir telefonun borcunun ödenmemesi nedeniyle, hataen kapatıldığı davalının kabulündedir. Taraflar arasında düzenlenen abonman sözleşmesinde, abonenin bir kaç telefonun abonesi olması halinde, bunlardan birinin borcundan dolayı diğerlerinin de kapatılacağına dair hüküm var ise de, üçüncü kişi durumunda bulunan davalının abonesi olan davacının oğlunun borcundan dolayı telefonun kapatılacağına dair bir hüküm ve açıklık yoktur. Davacının telefonunun borcu olmadığı halde davalının, davacıya ait telefonu konuşmaya 2.7.2001 ile 15.8.2001 tarihleri arasında konuşmaya kapatmıştır. Borcu olmamasına rağmen telefonun konuşmalara kapatılması sözleşmeye açıkça aykırı bir davranıştır. İdare sözleşmenin kendisine yüklediği dikkat ve özen borcunu yerine getirmemiştir. Davacı telefonunun konuşmaya kapatılması nedeniyle özel hayatında ve çevresinde zor duruma düşmüş, bundan dolayı üzüntü çekmiştir. Davacı sözleşmenin kendisine yüklediği edimlerini yerine getirmesine rağmen telefonu, gerekli dikkat ve özeni göstermeden hataen de olsa görüşmeye kapatılması onur kırıcı bir davranıştır. İdare sözleşme ile yükümlendiği görev ve sorumluluğunun bilincinde olmak, sözleşme gereği dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Davalı idarenin davranış, ile davacının kişilik hakları hukuka aykırı biçimde ihlal edilmiştir. Davacı yararına makul düzeyde tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy