(818 S. K. m. 125, 128)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılarla 1970 yılından 1991 yılına kadar adi ortaklık şeklinde kireç ocağı işlettiklerini, ortaklık sırasında ocakta çalışan bir işçinin geçirdiği kaza sonucu maluliyet oranının artması nedeniyle dava açarak kendisinden tazminat talebinde bulunduğu, bu tazminattan tüm ortakların sorumlu olması gerektiğini belirterek, davalılarla, 1970 yılından işyeri kapanıncaya kadar aralarında adi ortaklık bulunduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece adi ortaklığın 1.12.1981 yılında sona ermesi nedeniyle davacının talebinin BK.125/4 ve 128. maddeleri gereğince zamanaşımına uğradığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında adi ortaklığın sona erdiği, tasfiyenin yapıldığı, her iki tarafın da kabulünde olup davacı, adi ortaklığın devamı sırasında işyerinde kaza geçiren işçinin maluliyet oranının artması nedeniyle açtığı tazminat davasında aleyhine hüküm kurulması halinde, sorumluluğun tüm ortaklara ait olduğunun belirlenmesi için 1970 yılından 1991 yılına kadar adi ortaklığın mevcut ve devam ettiğinin tesbitini istemiştir. Ne var ki eda davası açma imkanı varken tesbit davası açılamaz. Davacı, kendisine yönelik açılan dava sonunda tazminat ödemek durumunda kalırsa, diğer ortaklara karşı açacağı eda davası niteliğindeki rücu davasında, bu davada talep ettiği adi ortaklığın tesbitini isteyebilir. Bu nedenle davacının tesbit davası açmasında hukuki yararı yoktur. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın gerekçesinin değiştirilerek HUMK. nun 438/son maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 1. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün gerekçesinin değiştirilmesine, değiştirilen bu gerekçeyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 2.920.000 liranın temyiz edenden alınmasına 14.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy