(1086 S. K. m. 434) (2004 S. K. m. 72)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı, araç almak amacıyla Mersin ilinden Hatay'a gittiğini, davalılardan H. S.'nun kendisini oto galericiliği işi ile uğraşan diğer davalı N. C.'e götürdüğünü, N. C.'den 2.800.000.000 TL. bedelle 67 EF 969 plaka nolu Ford marka aracı satın aldığını, satış bedelinin 400.000.000 TL.sını ödediğini, bakiye 2.400.000.000 TL. tutarındaki borcu için bir ödeme planı hazırladığını, bu borcun teminatı olarak da aynı gün N. C.'in kendisine karşı icra takibi başlattığını, icra dairesine gidip borcu kabul ettiğini, aynı gün satın aldığı araç üzerine haciz konulduğunu, daha sonra bu davalıya gönderdiği havalelerle borcunu ödediğini, buna rağmen davalı N. C.'in icra dosyasındaki alacağını diğer davalı C. S.'na temlik ettiğini ileri sürerek yapılan takipten dolayı borçsuzluğunun tespitiyle takibinin durdurulmasını, aracın iadesini ve %40 tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan N. C., her iki alacağın birbirinden bağımsız olduğunu, icra takibine konu alacağın senetsiz bir alacağına dayalı olduğunu, davacının icra dosyasına olan borcunu ödemediğini, kendisinin de icra dosyasındaki alacağını diğer davalı C.'e temlik ettiğini savunarak davanın reddine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiş; davalılardan C. S., davacının davalılardan N. C.'e borcu olduğunu, bu borcu aracını satarak kapatacağını söylemesi üzerine N.'e icra dosyası alacağı bedelini ödeyerek ondan icra dosyası alacağını temlik aldığını savunarak, davanın reddiyle birlikte %40 tazminatın ödetilmesini, istemiştir. Diğer davalı H. S. davaya katılıp, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davacının davalılardan N. C.'e gönderdiği havale makbuzlarında gönderilen paraların icra borcuna karşılık olarak gönderildiği yönünde bir açıklama bulunmadığı ve davacının davalılara karşı kötüniyetli olarak icra takibine itirazda bulunduğu gerekçe gösterilerek davalılardan N. ve C. hakkında açılan davanın esastan reddine, bu davalılar yararına %40 tazminata hükmedilmesine, diğer davalı H. hakkında açılan davanın da husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş, mahkemece, davacının temyiz harcını yatırmadan hakim havalesiyle kararı temyiz edemeyeceği gerekçe gösterilerek temyiz istemi reddedilmiş, davacı, mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararını temyiz etmiştir.
Davacının 15.6.2001 gününde kendisine tebliğ edilen kararı süresi içinde 29..6.2001 gününde temyiz ettiği ve aynı gün maktu temyiz harcının da yatırdığı anlaşıldığından, harcın yatırılmamış olması halinde bile mahkemece, usulün 434/son maddesine göre işlem yapmadan kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilemeyeceğinden mahkemenin davacının kararı temyiz etmemiş sayılmasına dair kararı bozularak kaldırıldı. İşin esası incelendi
Davacı, davaya konu icra dosyası borcunun araç satışından kaynaklandığını, bu borcu akidi olan davalılardan N.'e gönderdiği havalelerle ödemesine rağmen bu davalının icra dosyası alacağını diğer davalı C.'e temlik ettiğini, neticede aracının bu takip nedeniyle elinden alındığını ileri sürerek talepte bulunmuş; davalılardan N. ise her iki borcun birbirinden bağımsız olduğunu, davacının icra dosyasına olan borcunu ödemediğini, dolayısıyla davacının icra dosyasındaki borcunun başka bir alacaktan kaynaklandığını savunmuştur. Davalının bu savunması bağlantısız birleşik ikrar niteliğindedir. Yani bu davalının ikrar ettiği satışa ilişkin olgu ile bu ikrarına eklediği başka bir alacak olgusu arasında hiçbir bağlantı yoktur. Gerek doktrinde ve gerekse yerleşik Yargıtay içtihatlarında bağlantısız birleşik ikrarın bölüneceği kabul edilmiştir. Bu durumda bu davalının icra dosyasındaki takibe yönelik alacağının varlığını yasal delilerle ispat etmesi gerekir. Diğer taraftan dosya içindeki delilerden ve diğer davalı ve temlik alacaklısı C. S.'nun 23.5.2000 tarihli cevap dilekçesinden her iki davalının el ve işbirliği içinde hareket ettikleri ve davacının talebinde haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy