(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan noter satış vaadi sözleşmesi ile yapımı sürmekte olan iki dükkan alıp bedelini ödediğini, inşaatı yapan tarafından tapu devri için KDV ödenmesinin istendiğini, bunun davalıya ait olması gerekirken babasının kendi adına verdiği 625.000.000TL. lık bono ile ödendiğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 625.000.000TL. ile protesto masrafının ödeme tarihinden yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı bononun satışla ilgili olmadığını KDV ödemesinin belgelenmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bono keşidecisinin davacının babası olduğu ve onun dava hakkı olduğuna dayanılarak davanın husumetten reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı babasının kendi nam ve hesabına dava dışı şirkete KDV bedeli kadar senet verdiğini ileri sürmüştür. Dava dışı şirkette 2.4.2002 tarihli belge ile senedi davacının KDV mükellefi olarak verdiğini bildirmiştir.
Şu halde davacının babası tarafından verilen KDV'ye ilişkin senedin davacı nam ve hesabına verildiğinin kabulü gerekir. Davacı nam ve hesabına ödeme yapıldığına göre davacının aktif husumet ehliyetinin varlığı açıktır. İşin esasına girilip sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumetten reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy