(818 S. K. m. 392)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı Ali B. vasisi Fatma T. ile H. Faruk B. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı Ali B. vasisi, 21.7.1999 tarihinde kendisinin vasi tayin edildiğini, mahcur davacı Ali'nin oğlu olan davalı H. Faruk B.'ın davacı adına kayıtlı işyerlerinde bulunan kiracılardan 1999 yılı kiralarına karşılık senetler aldığını ve bu senetleri kötüniyetli olarak diğer davalıya ciro ettiğini, senet bedellerinin tahsil edildiğini ileri sürerek 28.117.000.000TL.nın her iki davalıdan birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı H. Faruk B., babası davacıya vasi tayin edilmesinin gerekmediğini, işhanını babası ile birlikte yaptırıp masraflarını ve gelirini birlikte paylaştıklarını, tahsil ettiği senet bedellerini babasına verdiğini savunmuş, diğer davalıda binanın mütahidi olan şirketin ortağı olduğunu, senetlerin alacağına karşılık kendisine ciro edildiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı Hüsnü A.'nın kendisine ciro yoluyla geçen senetleri tahsil ettiğine dair delil elde edilemediği, diğer davalı H. Faruk'un ise davacının vesayet altına alındığı tarihten sonraki aylara ilişkin senetlerin bedelinden sorumlu olacağı benimsenmek suretiyle davalı Hüsnü A. yönünden davanın reddine, 13.391.000.000TL.nın davalı H. Faruk B.'ten faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmiş; hüküm, davacı ile davalı H. Faruk B. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı H. Faruk B.'ın davacı mahcur adına kayıtlı bulunan ve mahcur davacı adına kiraya verilen dava konusu taşınmazların 1999 yılı kira bedellerini davalı H. Faruk'un davacıdan alınmış bir vekaletname olmaksızın, babası adına kiraya verilen taşınmazların kirasını vekil gibi hareket ederek senetler mukabilinde tahsil ettiği tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi davalı H. Faruk'unda kabulündedir. Davalının az yukarıda açıklanan eylemi vekaletsiz iş görme niteliğindedir. Vekaletsiz olarak davacı adına iş gören davalı, gerçekten vekilmiş gibi hesap verme yükümlülüğündedir. BK.nun 392. maddesi "vekil, müvekkilin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkile tediyeye mecburdur" hükmünü içermektedir. Davalı, az yukarıda anılan yasa maddesi gereğince davacı adına kiracılardan aldığı 1999 yılına ait dava konusu kira paralarının hesabından sorumludur. Tahsil ettiği bu paraları nereye ve nasıl harcadığının hesabını vermekte yükümlüdür. Mahkemece, davalı H. Faruk B.'tan bu hususta hesap istenmeli, delilleri ve varsa davacının karşı delilleri sorulup alınmalı, gerekirse konusunda uzman bilirkişiden taraf ve yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy