(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 438)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı A. A. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı, 1.11.2002 tarihinde davalılardan A. A.'dan 2.000.000.000 bedelle haricen araç satın aldığını, karşılığında iki adet bono verdiğini, ancak daha sonra karşılıklı anlaşmayla otoyu iade ettiğini, ancak bonoların iade edilmediğini ileri sürerek bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı A. A., sözleşmeden vazgeçilmediğini, davacının trafik kaydını üzerine almadığını, 3-4 ay kullanıp satılsın diye galeriye bıraktığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; 23.5.2001 tarihli kararla, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş davacı, temyizi üzerine dairemizin 15.11.2001 tarih 9253-10558 sayılı ilamıyla ... davalı A. hakkındaki davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın davalı A. A. yönünden kabulüne, iki adet bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tesbitine ve bu bonoların miktarının bonolar iade edilmemiş olduğundan davalı kötü niyetli kabul edilmekle bonoların toplam bedeli olan 2.000.000.000 TL. üzerinden %40 kötüniyet tazminatının davalı Atilla'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı E. hakkındaki davanın konusu kalmadığından bu davalı hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı A. A. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı A. A.'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- İcra ve İflas Kanunun 72/5 maddesi uyarınca davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için davanın sonuçlanmış olması ve ayrıca davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olması gereklidir. Davalı alacaklının yaptığı takibin haksız olması yalnız başına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için yeterli değildir. Ayrıca davalı borçlunun kötüniyetli olması da şarttır. Dava konusu olayda davalı A. A.'nın kötü niyetli olduğuna dair bir delil ibraz edilmemiştir. Davalı A.'nın bonoları iade etmemesi tek başına kötüniyetli olduğunu kabule yeterli değildir. Mahkemece bu yön, gözetilerek davacının kötü niyet tazminatına dair isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu kalem isteğinde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK. nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci bendinin beşinci satırında yer alan (ve bu bonoların miktarının bonolar iade edilmemiş olduğundan davalı kötü niyetli kabul edilmekle bonoların toplam bedeli olan 2.000.000.000 TL. üzerinden %40 (800.000.000TL.) kötüniyet tazminatının davalı A. A.'dan alınarak davacıya verilmesine) söz ve rakamlarının karardan çıkartılmasına yerine aynen (yasal şartları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine) sözlerinin yazılmasına hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 113.650.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 07.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy