(1086 S. K. m. 445/8, 447/1) (4353 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki yargılanın iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının Ağrı Valiliğini hasım göstermek suretiyle sınır ticareti kapsamında yurt dışından petrol ithal edebilmek için alınması zorunlu olan uygunluk belgesi almak amacıyla valiliğin açtırdığı banka hesabına zorunlu olarak para yatırdığını, yatırılan bu paraların yasal dayanağının olmadığını ileri sürerek tahsilini istediğini, açılan davadan hazinenin haberdar edilmediğini ve davanın hazinenin vekil ve temsilcisi olmayan kişiler huzurunda görülüp hükme bağlandığını, temsilde hataya düşüldüğünü, davalının talebinin kısmen kabul edilip kararın kesinleştiğini, bu durumun 4353 sayılı yasa HUMK.nun 445/8 maddesi hükümlerine aykırı olduğunu, davada gerçek hasmın belirlenmediğini ileri sürerek davalının temsilcide hataya düştüğü kabul edilmek ve mahkemenin gerçek hasmı belirlemesi suretiyle yargılamanın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sınır ticareti fonunun genel bütçeye tabi olmadığı o nedenle Ağrı Valiliğine karşı açılan davalarda hazine vekilinin valiliği temsil edemeyeceği ve HUMK. 447/1 maddesinde öngörülen üç aylık hak düşürücü sürenin de geçirildiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, Ağrı Valiliğine karşı açtığı yargılamanın iadesine konu edilen davasında sınır ticareti kapsamında petrol ithal edebilmek için uygunluk belgesi alabilmek amacıyla Valilik hesabına para yatırdığını, yatırılan paranın yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürmüş ve bu davasını Bakanlar Kurulunca çıkartılan sınır ticareti ile ilgili kararnameye dayandırmıştır. Çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararlarında da sınır ticareti yapmak için, sınır ticareti belgesinin alınmasının zorunlu olduğu ve bu belge ile ilgili şekil ve esasların Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca belirleneceği, Bakanlar Kurulu kararını Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığın yürüteceği belirtilmiştir. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı Devlet Bakanlığına bağlı olup, genel bütçeye dahildir. Kesinleşen davada dava açılırken Ağrı Valiliği davalı olarak gösterilmiş, dava dilekçesi valiliğe tebliğ edilmiş, savunma dilekçesi de Ağrı Vali yardımcısı tarafından verilmiştir. Kesinleşen bu davada gerçek hasım, davalının Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıktır. Valiliğe husumetin yöneltilmesi temsilcide yanılmadır. Öte yandan genel bütçeye dahil devlet dairelerini adliye mahkemelerinde temsil etme yetki ve görevi 4353 sayılı yasa ile hazine avukatlarına aittir. Mahkemece, ilgili bakanlığa tebligat yaptırılıp, gerçek hasmın temsilcisi olan hazine vekili huzuru ile davaya devam olunması gerekirken bu hususun göz ardı edilerek dava dilekçesi ve mahkeme kararının Ağrı Valiliğine tebliğe çıkarılması ve böylece verilen hükmün kesinleştirilmiş olması HUMK. 445 maddesinin 8. bendindeki "vekil ve mümessil olmayan kimseler huzuriyle davanın rüyet ve hükmedilmiş olması" hükmüne aykırılık teşkil eder. O nedenle mahkemece, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 08.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy