(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 404, 405)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı adına bir daire satın alma işine aracılık ettiklerini, dairenin davalı adına tapuda tescilini sağladıklarını, davalının 28.4.2000 tarihli sözleşme ile ödemeyi taahhüt ettiği komisyon ücretini ödemediğini, tahsili için girişilen takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalının %40 dan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, 28.4.2000 tarihli taahhütnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarı üzerinden davalının %40 icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalıya bir dairenin alımı için aracılık ettiklerini, komisyon ücretinin ödenmediğini, tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını istemişlerdir. Davalı ise, "taahhütname" başlıklı belge altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir. İmza tatbiki için davalıya isticvap davetiyesi gönderilerek, belli gün ve saatte hazır olunmadığı taktirde imzayı kabul etmiş sayılacağı bildirilmiş; davalı asil belirlenen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmamış, mahkemece de; davalının mazeret bildirmeden imza tatbiki için belirlenen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmadığı, bu nedenle imzayı kabul etmiş sayılacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunun 404/1 maddesi uyarınca, gayrimenkul tellallığı akdi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olamaz. Bu yön sözleşmenin geçerlilik koşuludur. Bir sözleşmenin yazılı yapılmasının unsurlarından birisi de, sözleşmenin her iki tarafça imza edilmesidir. Davacıların dayandığı 28.4.2000 tarihli "Taahhütname" başlıklı belge sadece davalı tarafından imzalanmış olup davacının imzası bulunmamaktadır. Bu durumda, taraflar arasında, geçerli bir sözleşmenin varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca, davacılar geçerli bulunmayan sözleşmeye dayanarak ücret isteyemez. Sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu kabul edilse bile, az yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy