(4077 S. K. m. 8, 9, 23)
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Recep Çelik gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ile devre mülk sözleşmesi yaptıklarını zannederek, devre tatil sözleşmesi imzaladıklarını, devre mülk sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olmadığından geçersiz olduğunu öne sürerek, sözleşmenin ve 24 adet bononun iptali ile, ödedikleri 65.125.100 liranın iadesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı şirketin, taraflar arasındaki devre tatil sözleşmesine cayma bildirimi belgesinin davacılara teslim edildiğine dair hüküm koyması, davalının sözleşmenin kapıdan satış şeklinde yapıldığını kabul ettiğini gösterir. Bu durumda 4077 sayılı yasanın 9.maddesine uygun şekilde cayma bildirimi belgesinin davacılara teslimi gerekir. Ancak somut olayda olduğu gibi, sözleşme metni içerisinde cayma bildirimi belgesinin düzenlenerek davacılara teslimi, 4077 sayılı yasanın 9.maddesinin amir hükmüne aykırıdır.Cayma bildirimi belgesinin bakanlık onayı taşıması ve 9.maddedeki şekle uygun olarak, ayrı bir tutanak ile davacılara teslim edilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak düzenlenmiş cayma bildirimi belgesi verilmediğine göre, bu şekilde eksik düzenlenen sözleşmelerden, tüketici olan davacılar yedi günlük yasal süre ile bağlı olmadan her zaman dönebilirler. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-4077 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 23.maddesinin 3.fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin, yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre davalının harçtan sorumlu tutulması hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, harçlar kanununun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise, davacılar harçtan muaf oldukları için bunlardan harç alınmaması gerekir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden, davacılardan dava açarken harç alınması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir ve bu harcın iadesi gerekir.
Sonuç: Birinci ve ikinci bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy