(2886 S. K. m. 62) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Hakan Örücü geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı belediyeden ihale yoluyla bir arsa satın aldıklarını, satış bedelinin ilk taksitini ve istenen kesin teminatı yatırdıklarını, daha sonra davalının önceden ihtarda bulunmadan ihaleyi feshederek yapılan tüm ödemeleri irat kaydettiğini, feshin haksız olduğunu ileri sürerek ilk taksit olarak ödedikleri 11.943.120.000 TL.nın ve 5.119.880.000 TL teminatın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının ihtarlarına rağmen ikinci taksit borcunu ödemediğini, kendilerinin de sözleşmede şartname hükümleri doğrultusunda işlem yaptıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, ancak şartnamenin 6. maddesinin 2886 sayılı yasanın 62. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının ilk taksit olarak ödediği 11.943.120.000 TL.nın irat kaydedilemeyeceği gerekçe gösterilerek bu paranın 6.7.2000 gününden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrid olur (B.K. 101/1 md). Davacı, davalıdan evvel davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlayamamıştır. Bu durumda davalının iş bu dava ile temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Mahkemece, davalının fesih ihbara ilişkin yazısında gösterilen 20 günlük sürenin sonundan itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararı düzeltilerek onanması, HUMK. 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 1 nolu paragrafının üçüncü satırındaki (6.7.2000) tarihinin çıkartılarak yerine aynen (dava tarihi olan 11.9.2000) söz dizisinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, davacının yatırmış olduğu peşin harcından arta kalan 640.240.000 liranın istek halinde iadesine, 19.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy