(1086 S. K. m. 289) (2918 S. K. m. 20)
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, mülkiyeti kendisine ait olan biçer döveri şoförü olan davalılardan Aslan Keyf ve Nezir Keyf' in kaçırarak diğer davalı Mahmut Soysal'a sattıklarını ileri sürerek, biçer döverin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu tespitini ve bu şekilde muarazanın menini istemiştir.
Davalılardan Aslan Keyf, biçer dövere davacı ile ortak olduklarını, davacının bilgisi dahilinde satıp borçlarını ödediğini savunarak davanın reddini dilemiş i diğer davalı Mahmut Soysal biçer döveri davalı Aslan Keyf' ten iyi niyetle satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davasında da biçer döverin mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini dilemiştir.Diğer davalı oturumlara katılıp kendisini savunmamıştır.
Mahkemece, tanık beyanları ve dosya içindeki 23.10.1995 tarihli noter sözleşmesi esas alınarak davanın kabulüne, davalı karşı davacı Mahmut Soysal'ın davasının reddine, karar verilmiş; hüküm, davalılardan Aslan Keyf ile davalı - karşı davacı Mahmut Soysal tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davaya konu biçer döver niteliği itibari ile bir iş makinesi olup, satışında 2918 sayılı yasanın 20/d maddesinde ön görülen şartlar aranmaz. O nedenle davacının davada dayandığı 23.10.1995 tarihli noter sözleşmesine dayanarak, davalıların bu sözleşmeden daha önceki tarihte kendi aralarında yaptıkları harici sözleşmeyi geçersiz kabul etmek yasal olarak olanaklı değildir. Davalı tarafın HUMK 289 maddesi anlamında açık muafakatı bulunmadığı için dinlenen tanık beyanlarına da itibar edilemez. Toplanan delillerden davacının davasını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Ne var ki davalılardan Aslan Keyf, savunmasında davaya konu biçer dövere davacıyla birlikte ortak olduklarını kabul etmiştir. Bu durumda (Çoğun içinde azda vardır) kuralı gereğince davaya konu biçer döverin yarısının davacıya ait olduğunun kabulü gerekir. Öyle ise mahkemece, biçer döverin yarısını davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı ile davalılardan Aslan Keyf arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Davalılardan Aslan Keyf, zilyedinde bulunan biçer döveri 27.8.1995 tarihli sözleşme ile davalı- karşı davacı Mahmut Soysal'a satıp teslim etmiştir. Olayda Mahmut Soysal'ın kötü niyetinin varlığı ispat edilmiş değildir. Bu durumda anılan şahsın davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı aslan Keyf yararınaa, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı dava Mahmut Soysal yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy