(818 S. K. m. 248, 249)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalılardan kiraladıkları yerin bir bölümünün denizden dolgu olduğunu, bu kısım için davalıya kira öderken Hazinenin de 1984-1988 yılları arası ecrimisil talebinde bulunduğunu ve 6.150.000 TL.yi ödemek zorunda kaldığını ve devam eden yıllar içinde ecrimisil talebinde bulunulduğu, hazinenin bu isteminin iptali için Antalya İdare Mahkemesinde açtığı davadaki talebi reddolunduğu gibi davalının bu denizden dolgu alan üzerinde hiçbir hakkı olmadığının tespit edildiği halde kiralayan sıfatı ile yıllık kira bedellerini istemeye devam ettiğini, 1.6.1995-31.5.1996 dönemi yıllık kira parası olarak 16.000 dolar borçlu olmadığının tespitine ve 1.6.1988 tarihli kira sözleşmesine göre bugüne kadar ödenen 766.543.358 TL kira bedelinin reeskont faizi ile davalıdan istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Alanya İskelesi ve civarının kullanım hakkının evvelce mahalli idarelerde olduğunu, 18.3.1982 gün ve 8/8386 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de kendilerine bırakıldığı ve teslim edildiği için buna istinaden kendilerinin kiralayan olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının kiralayan sıfatının olmadığının tespitine, 1995 yılında sözleşme yapılmadığından 16.000 dolar borçlu olmadığı yönünden yapılan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının ödediği 747.707.966 TL. kira parasının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Kiralayan sıfatı ile bir taşınmazın kiraya verilebilmesi için taşınmazın maliki olmak şart değildir. Malik olmayanlarda taşınmazı kiraya verebilir. Yeter ki, kiralananı kiracının akitten beklenen şekilde kullanılmak üzere emrinde hazır tutulabilsin. Dava konusu taşınmaz davalı tarafından davacıya kullanılmak için teslim edilmiş ve davacı tarafından da bu taşınmazın kullanılmış olduğu ve aralarında 1.6.1988 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmış olduğu hususları ihtilafsızdır. Dava konusu taşınmazı davalı sözleşmeye uygun olarak davacı kullanımına amade tutup hazır ettiğine ve dava dışı hazinenin kendisinden ecrimisil istediğinde; buna dair idare mahkemesinde açtığı davanın reddinden sonra ihtarname ile davalı ile aralarındaki kira sözleşmesini feshetmediğine göre, davacı davalıya sözleşme ile taahhüt ettiği kira bedelini ödemek zorundadır. Davacı ancak bu yerde hak iddia eden ecrimisil isteyen ve alan dava dışı hazinenin kendisinden tahsil ettiği ecrimisil bedelini isteyebilir. Mahkemece davacının dava dışı hazineye ödediği ecrimisil miktarı dava tarihine kadar belirlenip bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan gerekçelerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy