(3095 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı belediye, davalıların Hollanda'da kendi belediye sınırları içinde yaşadıklarını, sosyal yardım dairesine başvurarak sosyal yardım ödeneği-geçim yardımı isteyip 1986 yılından beri her yıl için doldurdukları beyannamelerde gerçeğe aykırı beyanda bulunarak mal varlığını ve gelirlerini bildirmeyerek, genel geçim yasasına göre yardım almamaları gerektiği halde geçim yardımı aldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 150.000 Hollanda Florini'nin aynen, olmadığında fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası olarak 1991 yılından itibaren Türkiye'deki döviz mevduatına uygulanan en yüksek faizle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Davanın reddine dair 1.10.1998 tarih ve 1997/412 esas, 1998/820 karar sayılı mahkeme kararının davacı tarafından temyizi üzerine dairemizce verilen 22.4.1999 tarih ve 1998/9529 esas, 1999/3213 karar sayılı bozma ilamına mahkemece uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile, 135.715,76 Hollanda Florini'nin ödeme tarihindeki karşılığı kur üzerinden yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesinde sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır hükmü mevcuttur. Oysa mahkemece alacağın yasal faizle tahsiline hükmedilmiş olmakla 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine aykırı davranıldığı gibi Türk Lirası bazında mı, yoksa döviz bazında mı yasal faizin uygulanacağı hususunda da tereddüt yaratılmıştır. Mahkeme hükmünün tereddüt doğurmayacak açıklıkta bulunması gerekir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek ve tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci fıkrasının ikinci satırında yer alan (yasal faiziyle birlikte) sözlerinin çıkartılarak yerine aynen (dava tarihinden itibaren devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksel faizle birlikte) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcının onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 392.500.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 06.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy