(1086 S. K. m. 356, 289, 288)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıların murisine sağlığında 1150 dolar ile 800 DM borç para verdiğini, murisin borcunu ödeyemeden öldüğünü, ölümünün ardından murisinin annesinin borca mahsuben 200 DM ile 100 dolar verdiğini, bakiye borcun ödenmediğini ileri sürerek, 1050 dolar ile 600 DM karşılığı 888.750.000 TL. nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını istemiştir.
Davalı, akdi ilişkiyi ret ederek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 888.750.000 TL. nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK 289. maddesi hükmüne göre, 288. madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda, bu maddeden önceki hususlar hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir. Davamızda yargılama aşamasında davalının davacının tanık dinletmesine muvafakatim vardır şeklindeki imzalı beyanına dayanılarak tanık dinlenmiştir. Bu beyan alınmadan önce, HUMK 289. maddesinde öngörülen şekilde davalıya bir açıklama ve hatırlatma yapılmamıştır. Öyle ise anılan maddedeki unsurlar gerçekleşmediği halde tanık dinlenmesi ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan HUMK. 356. maddesinde ön görülen iki şart birlikte gerçekleşmediği halde, ispat yükü kendisine düşen davacıya yemin verilmesi de doğru değildir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy