(1086 S. K. m. 179, 292, 344)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya 18.6.2000 tarihli fatura karşılığı inşaat malzemesi sattığını ve malzemeleri davalıya ait inşaatı yapan müteahhide teslim ettiğini, malzemelerin bedelinin ödenmediğini ve davalı hakkında yaptığı icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıdan malzeme almadığını, alacağın senetle ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının inşaat malzemelerini davalının temsilcisi kalfa Hasan A'a teslim ettiği, sevk irsaliyesinde yer alan kalfanın imzasına itiraz edilmediği, bu durumda sevk irsaliyesinin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle olayda tanık dinelebileceği, tanıklarında davacı iddiasını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya sattığı malzemelerin karşılığı olarak düzenlediği fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle bu davayı açmıştır. Davalı ise davacıdan malzeme almadığını savunarak akdi ilişkiyi reddetmiştir. Davalının bu savunması karşısında davacının davalıyla olan ilişkisini malzeme satıp teslim ettiğini yasal delillerle kanıtlama yükümlülüğündedir. Davacının tek taraflı olarak düzenlediği fatura davacının iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir.
Mahkemece 16.6.2000 ve 17.6.2000 tarihli sevk irsaliyeleri yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanık dinlenmiş ise de sevk irsaliyelerindeki yazı ve imzalar davalıya ait olmadığı için bu belgeler yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilemez. Davacıda malzemeleri, davalının taşınmazına taşeron olarak inşaat yapan kişiye teslim ettiğini ve imzanın da ona ait olduğunu bildirmiştir. Bu durumda bu belgeler davalı açısından yazılı delil başlangıcı sayılamaz ve buna dayanılarak olayda tanık dinlenemez ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Davacı iddiasını yazılı delillerle ispat edememiştir. Ne varki davacı dava dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır. Davacıya, davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy