(818 S. K. m. 63, 64, 103, 213) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile yaptıkları 22.1.2000 tarihli sözleşme ile taşınmazını satın almak için anlaştıklarını, sözleşme gereği davalıya 500.000.000 TL kaparo verdiğini, ayrıca 153.000.000 TL alım-satım vergisi yatırdığını ve taşınmazı 23.000.000 TL ile zorunlu deprem sigortası ile sigorta ettirdiğini, ancak davalının taşınmazı tapuda devretmesinin mümkün olmadığının ortaya çıktığını, bu nedenle davalıya verdiği kaparoyu ve taşınmaz için yaptığı harcamaları almak amacıyla yaptığı icra takibine davalının vaki itirazının iptalini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeden caydığını, dolayısıyla sözleşme gereği verdiği kaparoyu isteme hakkı bulunmadığını, ayrıca yine sözleşme gereği davacının vergi ve deprem sigortası adı altında ödemiş olduğu paraları isteme hakkı da bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşme resmi olarak tapuda yapılmadığı için herkes verdiğini geri iade ile zorunlu olduğunu, bu durumda davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 40 oranında inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dayandığı ve taraflar arasında yapılan 22.1.2000 tarihli satış sözleşmesi geçersizdir. Sözleşme taşınmaz satışına ilişkin olup resmi şekilde yapılmadığı için M.K. 634, B.K. 213 ve Tapu Kaydının 26. maddeleri gereği geçersizdir. Geçersiz sözleşme ile taraflar aldıklarını birbirlerine sebepsiz zenginleşme kuralları gereği iade ile mükelleftir. Davacının bu sözleşme ile davalıya 500.000.000 TL ödediği sözleşmeden anlaşılmaktadır. Davacı ancak ödediği bu miktarın ödenmesini isteyebilir. Bunun dışında geçersiz sözleşmeye dayanarak yaptığı menfi zararını ve daha önce davalıyı temerrüde düşürmediğinden geçmiş günler faizini isteyemez. Bu nedenle mahkemenin, davacı tarafından yapılan icra takibine vaki itirazın 500.000.000 TL üzerinden iptaline ve devamına, vergi, sigorta parasıyla işlemiş faiz ile ilgili talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy