(4721 S. K. m. 624, 688) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilâmda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacılar Coşkun ve Ahmet K. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, asıl ve birleşen davaları ile, tapuda 5 hissedar adına müşterek mülkiyet halinde kayıtlı olan taşınmazın, davalı Kamuran Ö. 1.4.1990 tarihli ve 15 yıl süreli sözleşme ile kiraya verildiğini ve dükkan olan bu taşınmazın kiracı kullanımında iken kiracı davalı ile taşınmaz hissedarlarından olan diğer davalı arasında 1.4.1998 tarihli ve 15 yıl süreli yeni bir sözleşme yapıldığını öğrendiklerini ve bunu kabul etmediklerini bildirerek, bu sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitiyle iptalini istemişlerdir.
Davalı Kamuran Ö. davanın reddini istemiş, diğer davalı Metin K. davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar Ahmet ve Coşkun tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada ileri sürülen maddi olguları değerlendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini doğrudan bulup uygulamak hakimin görevidir. (HUMK 76 md.) her sözleşme kural olarak yalnız kendi tarafları için haklar ve borçlar doğurur. Bu prensibe "sözleşmenin nisbiliği"denilmektedir. Genel bir kural olarak bir sözleşmenin bozulmasını ayrık durumlar hariç olmak üzere (İİK 277 ve 6183 S.K. 22 md vd) ancak sözleşmenin tarafları isteyebilir.
Bir sözleşmenin dışında bulunan kişinin, o sözleşmenin iptalini istemesi hukuken mümkün değil ise de, davamızdaki maddi olgular değerlendirildiğinde, davacıların ve kendisinden başka üç kişi olmak üzere toplam beş kişinin birlikte müşterek mülkiyet hükümlerine göre sahip oldukları taşınmazda, 1990 yılından beri kiracı olan ve kira süresi 1.4.2005 tarihinde bitecek olan davalı Kamuran Ö. ile, diğer hissedarlardan 3/16 hisseye sahip Metin K. arasında 1.4.1998 tarihli 15 yıl süreli yeni bir kira sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşmenin kendilerini bağlayamacağının tespitini ve bu yoldaki muarazanın menini istediğinde tereddüt edilmemelidir. Hal böyle olunca, davanın bu hukuki nitelendirmeye göre çözülmesi gerekir. İptali istenen sözleşme ile kiralanan taşınmaz davacılar, davalılardan Metin K. ve ayrıca dava dışı iki hissedar olmak üzere toplam 5 kişi arasında müşterek mülkiyet esasına göre tapuda kayıtlıdır. Müşterek mülkün M.K.624/3 maddesi hükmüne göre kiraya verilebilmesi için, maliklerin pay ve paydaş ekseriyetinin birlikte karar vermeleri gerekir. Olayımızda davalı paydaş Metin K'un diğer davalı ile yaptıkları 1.4.1998 tarihli kira sözleşmesi, pay ve paydaş çoğunluğu tarafından yapılmadığı için, sözleşmeyi imzalamayan diğer paydaşlar açısından geçersiz olup, onları bağlamaz. Mahkemece, davalılar arasında yapılan 1.4.1998 tarihli kira sözleşmesinin davacıları bağlamayacağının tespiti ile yarattıkları muarazanın menine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy