(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat İlhan Yıldız geldi davacı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, asıl ve birleşen davasında davalı ile 21.1.1998 tarihinde 5 parsel sayılı taşınmazı birlikte satın alıp bedelini ödediklerini, ancak tapuda hisseli tescil mümkün olmadığından davalı ile aralarında ortaklık sözleşmesi imzalayarak taşınmazın davalı adına tapuya tescil edildiğini, davalının bu hissenin 1/2'sini 9.3.1998'de 3. şahsa sattığını, satış bedelinin düşük gösterildiğini belirterek taşınmazın gerçek değerinin tesbiti ile kendisine düşen alacağından asıl davada 250.000.000 TL, birleşen dava da ise 4.522.500.000 TL.nın davalıdan satış tarihinden yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı ise, davacı ile aralarında imzalanan sözleşmenin zamanaşımına uğradığını, kardeşinin davacı ile imam nikahlı olarak evlilik hayatı yaşadığı dönemde kardeşinin resmi nikahlı eşinden mal kaçırmak için bu sözleşmeyi yaptıklarını, bedeli kendisinin ödediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 6.045.000.000 TL.nın 9.3.1998 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava konusu 5 parsel sayılı taşınmazın 312/1024 hissesi, taraflar arasında yapılan inanç sözleşmesi ile satın alınıp tapu kaydının davalı adına intikal ettirildiği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davalının davacı ile ortak olduğu, ancak tapuda kendi adına kayıtlı payın 1/2'sini 9.3.1998 tarihinde dava dışı 3. şahsa sattığı da tartışmasızdır.
Davacı, dava konusu satılan taşınmazın ve üzerinde bulunan muhtesatın 1/2 payının toplam bedelinin yarısına karşılık olmak üzere, asıl ve ek dava ile toplam 4.772.500.000 TL istemiştir. Mahkemece yapılan keşif sonucu taşınmazın 1/2 payının değeri bilirkişi raporuna göre 19.090.000.000 TL.dir. Buna göre mahkemece, davalıdan satılan yarı payın yarısı olan davacının talep ettiği 4.772.500.000 TL.sına hükmedilmesi gerekirken, arsa bedelinin yarısına, davacının talebi aşılarak ve HUMK 74. maddesine aykırı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 19.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy