(1479 S. K. ek. m. 13)
Dava: Yalçın İstanbulluoğlu vekili avukat Yılmaz Erdoğmuş ile Bağ-Kur Genel Müd. vekili avukat Adnan Can aralarındaki dava hakkında Adana 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.9.2001 tarih ve 384-691 sayılı hükmün Dairenin 24.1.2002 tarih ve 11795-626 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, davalı kurum ile Türk Eczacılar Birliği arasında imzalanan 2000 yılı sözleşmesinin 6. maddesinin (a) bendinde 1999 yılında davalı kurum ile sözleşmesi olan eczanelerin en geç 30.4.2000 tarihi sonuna kadar sözleşme yapmaları halinde 1.1.2000 ile 30.4.2000 tarihleri arasında ibraz edilecek reçete bedellerinin ödeneceğine dair hüküm olduğunu, davalı kurum yönetim kurulunun bu süreyi 30.5.2000 tarihine çektiğini, kendilerinin ise 20.6.2000 tarihinde sözleşme yaptıkları için 21.4.2000 ile 1.6.2000 tarihleri arasında kesilen 10 fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürerek fazlası mahfuz olmak üzere 2.454.045.894 TL.nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı kurum, davacı ile aralarında 1.1.2000 ile 19.6.2000 tarihleri arası sözleşmelerinin olmadığını, davacının süresinden sonra sözleşme yaptığını, faturaların sözleşme yapılmayan dönemle ilgili olduğunu, istenilen miktar fahiş olduğu gibi sözleşme olmayan dönem için faizde istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine hüküm dairemizce onanmış, bu kez davacı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1479 sayılı kanunun 3235 sayılı kanunla eklenen ek ve geçici maddeleri ile Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliği hükümleri ve 2926 sayılı kanunda değişiklik yapılması hakkındaki 4386 sayılı kanuna göre Bağ-Kur sigortalıları ile hak sahiplerinin reçete muhteviyatı ilaçlarının Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden karşılanmasının sağlanması belli usul ve esaslara bağlanmıştır. İşte bu nedenle taraflar arasında düzenlenen 20.6.2000 tarihli sözleşme, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile Türk Eczacılar Birliği arasında imzalanan 30.12.1999 tarihli protokol hükümlerine atıfta bulunarak kurulmuştur. 30.12.1999 tarihli sözleşmeye göre taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlük tarihi 1.1.2000 tarihli olup, bu tarihten 31.12.2000 tarihine kadar geçerlilik tanınmıştır. Aynı sözleşmenin 6. maddesinin (a) bendinde "1999 yılında kurumumuzla sözleşmesi olan eczanelerin en geç 30.4.2000 tarihi sonuna kadar sözleşme yapmaları halinde 1.1.2000-30.4.2000 tarihleri arasında ibraz edecekleri reçete bedelleri ödenecektir" hükmüne yer verilmişken bu 30.4.2000 tarihi Bağ-Kur Yönetim Kurulu kararı ile 30.5.2000 tarihine çekilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki bu madde hükmü ile devamlılık esası getirtilmiş, hem kurum mensuplarının tedavilerinin devamı sağlanmış, hem Türk Eczacılar Birliği üyesi eczanelerden 1999 yılında kurumla sözleşmesi olanlara ayrıcalık getirilmiştir. Bu statüde olan eczanelerin kurum mensuplarına 1.1.2000 tarihinden sözleşme tarihine kadar verdikleri ilaçların reçete bedellerinin ödeneceği kabul edilmiştir.
Olayımızda taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar 30.5.2000 tarihinden sonra 20.6.2000 tarihinde yapılmış ise de yürürlük tarihini 1.1.2000 tarihine götürdüğüne göre sözleşme taraflar arasında 1.1.2000 tarihinden itibaren hüküm ifade eder hale gelmiştir. Davacı eczanenin davalı kurum ile 1997, 1998 ve 1999 yıllarında da sözleşmeleri olduğu taraflar arasında tartışmasız olduğundan taraflar arasında sözleşmelerin 20.6.2000 tarihine kadar kesintisiz devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı kurum, davacı eczanenin 1.1.2000 tarihi ile 20.6.2000 tarihleri arasında ibraz edeceği reçete bedellerini bu nedenle ödemesi gerekir. Davaya konu faturalar 21.4.2000 tarihi ile 1.6.2000 tarihleri arasına ilişkin olup, sözleşmenin yürürlük tarihi kapsamını içermektedir. Ancak davalı miktara itiraz ettiğine göre taraf delilleri değerlendirilmeli gerektiğinde uzman bilirkişiden taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekirken zuhulen onandığı bu kere yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekli görülmüştür.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile dairemizin 24.1.2002 gün ve 2001/11795 2002/626 sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcın istek halinde iadesine, 20.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy