(3402 S. K. m. 11, 12) (766 S. K. m. 31/2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan Ahmet A. ve F. T. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazların tarafların kök murisi Mehmet oğlu Adem'e iskoren verildiğini, ne varki tapulama sırasında bir kısım davalıların yakın murisi ve kök murisin oğlu Adem'in muhtar olması nedeniyle iskon maliki imiş gibi taşınmazları kendi adına tespit ve tescil ettirdiğini, bir kısım taşınmazlarla ilgili tapu iptal ve tescil davasının kabul edilmekle birlikte dava konusu taşınmazların anılan davadan önce dava dışı 3. kişilere satılması nedeniyle bunlara ilişkin davasının reddedildiğini dava konusu taşınmazların dava tarihindeki ikame değerlerinin ödetilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 3.000.000.000 TL.nın davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar zamanaşımının gerçekleştiğini, gerçekleşmese dahi ancak satış tarihindeki değerin istenebileceğini bildirerek davanın reddini dilemişler, davalıların bir kısmı ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılardan Ahmet, Adem ve F. T. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu taşınmazların tapulama tutanakları 766 sayılı yasanın yürürlükte bulunduğu sırada düzenlenmiştir. Bu yasayı yürürlükten kaldıran 3402 sayılı yasanın 11. maddesinde askı ilanına çıkarılan tutanakların ilgililerine bizzat tebliğ hükmünde olduğu belirlendikten sonra 766 sayılı yasanın 31/2. maddesine uygun şekilde 12/3 maddesi ile de hak düşürücü süreye ilişkin hükümleri koymuştur. Buna göre tapulaması yapılıp kesinleşen taşınmazlarda tespitten önceki nedene dayalı olarak 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağı belirlenmiş ve bunun hak düşürücü süre olduğu da duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanmıştır. Somut olayda, dava konusu taşınmazların tutanaklarının kesinleşmesinden sonra 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bu süre yukarıda belirtildiği gibi hak düşürücü olup hakim tarafından resen gözetilmelidir.
Taşınmazın aynı hakkında bir hak talep edemeyecek kişi bunların ikame bedelini de isteyemez. Değinilen bu yönler gözetilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy