(818 S. K. m. 158, 161)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Şirkete 30980 Kg domates sattığını, toplam 526.660.000 TL. alacağı olduğunu, bu miktarın 295.814.240 TL. sinin kefil olduğu başka bir üreticinin borcu nedeniyle davalı tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde haczedildiğini belirterek bakiye alacağının faizleriyle beraber toplam miktarı olan 644.784.926 TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, açmış olduğu karşı dava ile; davacının 75000 Kg domates satmayı taahhüt ettiği halde 30980 Kg teslimat yaptığını öne sürerek sözleşme gereğince 704.320.000 TL. cezai şart ile, 147.467.000 TL. uğranılan zarar karşılığı tazminat olmak üzere toplam 851.787.000 TL. alacağın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne 871.787.000 TL. tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı-karşı davacı, açmış olduğu karşı davasında toplam 851.787.000 TL. tazminatın ödetilmesini istemiş olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tahsiline karar verilmesi gereken miktarın 851.787.000 TL. olduğu belirtilmiştir. Buna rağmen talep aşılarak HUMK.nun 74.maddesine aykırı olacak şekilde 871.787.000 TL. üzerinden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Hakimin aşırı gördüğü cezaları indirmekle ödevli olduğu BK. md.161/+3 de apaçık belirtilmiştir. Durum böyle olmasına karşın yerel mahkemece saptanan ceza koşulunun aşırı olup olmadığı yönünden tartışma yapılmamış yukarıda sözü edilen yasa hükmü göz ardı edilmiştir. Öyle ise konunun üzerinde durulmalı ve tartışma açılmalıdır. Burada kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken ölçüt (kıstas) önem taşır. Gerçekte de, aşırılığı saptamak için hakimin göz önünde bulundurmak zorunda olduğu yönler vardır. Şöyle ki; ceza koşulunun sözleşenler arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulması ve açıkça hakseverliğe aykırı bulunması durumunda aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonucun benimsenebilmesi için, alacaklının asıl edimi yerine getirmesindeki çıkarı ile ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin ve de borçlunun ekonomik durumunun göz önünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının çıkarların hesabında, borçlunun ifa etmeme yüzünden sağlayacağı kazançlar da göz ardı edilmemelidir. Alacaklının, borcun yerine getirmemesinin yol açtığı zararları kapsamı üzerinde de durulmalıdır. Aşırılığın belirlenmesinde , ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için borçlu üzerinde ruhsal bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak biçimde indirimden kaçınılmalıdır. Mahkemece anılan yasa maddesinin uygulanması suretiyle gereğinin yerine getirilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Bu hususun göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bent gereğince davacı-karşı davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.ve 3.bentler gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy