(1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı Asil Sadi Korkmaz gelmiş, sair taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan arsa maliki Yusuf Canbakış ile 25.11.1996 gününde noterde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşme gereği müteahhit olarak kendisine kalan bağımsız bölümün 24.12.1998 gününde noterde gayrimenkul satış vaadi ile sair davalıya satıldığını ve sözleşmeye Muvafakat eden olarak imzasının atıldığını ancak imzanın kendisine ilişkin olmadığını belirterek, sözleşmenin iptali ile bu sözleşme sebebiyle tapuya konulan şerhin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Yusuf Canbakış, davacının süresinde inşaatı bitirmediğini, paraya ihtiyacı olduğunu söylediğini o sebeple kendisine düşen bağımsız bölümü satmak isteyince notere gidip imza attığını, davacının da gelip imzalayacağının söylendiğini bildirmiş, sair davalı ise bedelini ödeyerek daire satın aldığını, davacıyı noterde görmediğini kendisinin imza atıp gittiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici ile davalı arsa sahibi arasında düzenlenen sözleşmede dava konusu taşınmazın davacı yükleniciye kaldığı davacı ve davalı arsa sahibinin kabulündedir. Davalılar ve davacının oğlu Mehmet Korkmaz hakkında açılan ceza davasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde imzanın davacı Şadi Korkmaz'ın eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. HUMK. 275. maddesi gereğince, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir. Somut olayda davacı satış vaadi sözleşmesindeki imzayı inkar ettiğine göre ve de ceza yargılaması aşamasında alınan bilirkişi raporunda imzanın davacı eli mahsulü olmadığı bildirildiği halde, mahkemenin bunun aksi görüşüne değer izafe edilemez.
Ayrıca davalı Serdar Kurtoğlu iyiniyetli olduğunu, bedelini ödeyerek daireyi satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürmüş ise de kat karşılığı inşaat sözleşmesinde dairenin davacı yükleniciye ilişkin olduğunu bildiği durumda yüklenicinin muvafakatı alınmadan arsa sahibinden daire satın aldığını belirlenmesi halinde iyiniyetli olduğu da kabul edilemez.
Mahkemece, Ağır Ceza Mahkemesinin dava dosyasının celp edilerek kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, davacının oğlu hakkında mahkumiyetine ait verilen yerel Ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi halinde BK. 53. maddesi gereğince imzanın davacıya ilişkin olmadığına ait bölümü yönünden Hukuk Mahkemesini bağlayacağından muvafakat eden imzanın davacıya ilişkin olmadığından sözleşmenin buna ait bölümünün iptaline; Ceza Mahkemesinin davasının kesinleşmemesi halinde ise davacının istiktab edilerek vereceği imzalar ile tatbike medar imzaları celp edilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sözleşmede muvafakat eden altındaki imzanın davacıya ilişkin olup olmadığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Değinilen bu yönlerin göz ardı edilerek karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 07.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy