(1086 S. K. m. 74, 429)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Kadir Bacanak gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 7 parsel sayılı taşınmazını akrabası ve davalı şirket ortağı Y. Balçık ile şirketin Vakıflar Bankasından alınacak kredisi için teminat ipoteği gösterdiğini, aynı kredi için diğer davalı Y. Balçık' a ait 72 parsel sayılı taşınmazın da ayrıca ipotek edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine icra takibi ile karşılaşmamak için taşınmazını satarak 15.01.1999 tarihinde 316.672 dolar olarak ilgili bankaya ödediğini öne sürerek, bu miktarın ödeme tarihindeki kuru üzerinden TL karşılığı olan şimdilik 307.602.830.592TL. nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Akbal Limited Şirketini temsilen ve kendi adına A. Aktaş, gerçekte var olmayan şirket aleyhine dava açıldığını, kendisinin ve ortağı olduğu şirketin borcu bulunmadığını bildirerek, husumet ve esastan davanın reddini dilemiştir.
Davalı Y. Balçık, krediyi kullanan şirketin borcu ödemesinden sonra ipoteğin kaldırıldığını, husumet ve esastan yersiz olan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece her iki davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, dava dilekçesinde Akbal Limited Şirketinin dava dışı bankadan aldığı kredi için taşınmazını ipotek olarak verdiğini, şirketin borcuna karşılık taşınmazını satarak borcu ödediğini ileri sürerek rücuen ödediği miktarın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı A. Aktaş, ortağı olduğu Akbal Tarım Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. nin borcu ödediğini savunmuştur. Diğer davalı Yaşar Balçık da, şirketin borcu ödediğinden ve kendisinin şahsen borçlu bulunmadığından davanın reddini dilemiştir.
Dosyada bulunan kredi sözleşmesinde Akbal Tarım Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. nin kredi aldığı, ancak dava dilekçesinde ise davanın Akbal Limited Şirketine karşı açıldığı görülmektedir. Ordu Ticaret Sicil kayıtlarına göre Akbal Limited Şirketinin bulunmadığı, ne var ki davaya cevap veren şirket vekili borcun şirket tarafından ödendiği açıklandıktan sonra davanın husumetten de reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Şirketin isminin Akbal Limited Şirketi olarak yazılması bir maddi hata olup, husumette yanılgıyı içermez. Bu unvanlı şirket bulunmadığı ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığına' göre Yargıtay'ın öteden beri temsilcide yanılgı olması halinde husumetin gerçek temsilciye yöneltilmesine ilişkin içtihatlarının, kıyasen maddi yanılgıda uygulanması gerekir. Bu nedenle şirket unvanının tam olarak yazılması suretiyle davada taraf teşkilinin sağlanması mümkündür. Mahkemece davacıya şirket ismindeki yanılgıya ilişkin dilekçesinin düzeltildikten, gerçek unvanının yazılmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, değinilen bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halin iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 06.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy