(6762 S. K. m. 20) (818 S. K. m. 19)
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Armağan Örücü ile davacı vekili avukat Ekrem Peroğlu'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, eczane sahibi olduğunu, Maliye Bakanlığı'nın 28.10.1999 tarihli yazısı sonucu davalıların, fatura edilen iki ilaçta orijinal küpür yerine SSK malı küpür kullanıldığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiklerini, reçetelerin 1998 yılına ait olduğunu ve 1998 yılına ait sözleşmenin de süresinin bittiğini, davalı idarenin sözleşmeden doğan denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, Maliye Bakanlığı'nın sözleşmenin 7 yıl süre ile feshedilmesine dair yazısının protokole aykırı ve haksız olduğunun tespiti ile ilgili kararın iptali ve sözleşmenin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, sözleşmenin feshine dair işlemin iptalinin istenemeyeceğini, idarenin her zaman denetleme yapabilme yetkisine sahip olduğunu, istemin doğru bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının fatura ettiği reçetelerdeki ilaçlardan 2 tanesinde "SSK malıdır, satılamaz" ibaresinin bulunduğu sözleşmenin her hükmünün katı bir şekilde uygulanmasının kamu düzenine ilişkin objektif iyi niyet kuralına aykırı olduğu, bedeli düşük bu ilaçların kasıtlı olarak değil, hataen reçetelendirildiği, bu olaya dayanılarak sözleşmenin 7 yıl süre ile feshedilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının sahibi ve işleticisi bulunduğu eczane tarafından dava dışı kurumlara 1998 yılında fatura edilen değişik iki kişiye ait reçetede orijinal fiyat küpürü bulunmayan ve üzerinde "SSK malı" olduğu ve satılamıyacağı belirten ibareler taşıyan ilaçlar verdiği, Maliye Bakanlığı ilgili birimlerince yapılan denetimler sonunda bunun tespit edildiği ve akabinde davacı ile yapılan sözleşmelerin feshedilmesinin 28.10.1999 tarihli yazıyla ilgili dairelere bildirildiği dosya kapsamından anlaşıldığı gibi bu husus taraflar arasında ihtilafsızdır. Protokolün sözleşmenin feshini gerektiren hususlar başlıklı III. Bölümünün (j) bendinde "daha önce gerek resmi, gerekse özel kurum ve kuruluşlarda yapılan tedavilerde kullanılan ilaçların toplanan fiyat küpürlerinin reçetelere eklenmek, yapıştırılmak vb. şekilde fatura edilmesi" halinde fesih süresinin 7 yıl olduğu belirlenmiş, V. madde de ise kurumun gerek gördüğü hallerde bu protokolün uygulanmasıyla ilgili hususları eczane nezdinde yapılacak olanda dahil olmak üzere her zaman incelettirebileceği hükme bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki sözleşme tarafları sözleşmeye uygun hareket etmek yükümlülüğünde olup, özel hukuk ilişkisi niteliğinde bulunan bu sözleşmenin uygulanmasının kamu düzenine ve objektif iyi niyet kuralına aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Tacir olan eczacı, gerek kendisinin ve gerekse yanında çalışan elemanlarının sözleşmeye aykırı davranışından sorumludur. Faturalandırılan reçetede yer alan ilaçların miktarının veya değerinin de etkisi bulunmamaktadır. Bu bağlamda davacının, bu ilaçların ecza depolarından kendilerine yanlışlıkla gönderildiğine dair savunmasına da itibar edilemez. Davacı basiretli bir tacir gibi sözleşmeye uygun davranmak zorundadır. Sözleşmeye uygun davranan davalı idarenin bu davranışı hakkın kötüye kullanılması olarak da yorumlanamaz. 1998 yılı içinde faturaya bağlı reçetelerdeki ilaçlar nedeniyle sonradan yapılan denetimlerde bu durumun ortaya çıkması sonucu 1999 yılı sözleşmesinin feshi, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bulunduğundan davalı idarenin kusurlu olduğunun kabulü mümkün değildir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma gerekçesine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalılar yaranına BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 26.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy