(818 S. K. m. 535, 538)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar:
Davacı, davalı ile 25.07.1990 tarihinde kavak yetiştirme ve ortaklık mukavelesi imzaladıklarını, sözleşme gereği davalıya 3.500.000TL. ödediğini, kavakların bakım ve gözetiminin davalıya bırakıldığını, 10 yıl dolunca kavakları kesmek istediğini ancak davalının karşı çıktığını belirterek kavak bedelinden hissesine düşen 2.000.000.000TL. nin yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı ise davacının sözleşmeden sonra kavak ağaçları ile hiç ilgilenmediğini, doğal sebeplerle kuruduklarını, süre sonunda davacının paylaşmaya yanaşmadığını, ağaç kesmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşme hukuki niteliği itibariyle adi ortaklık niteliğindedir. Davacının adi ortaklığa sermaye olarak 3.500.000TL. koyduğu, davalının ise kendisine ait taşınmazın kullanımını ve dikili olan kavak fidanlarını verdiği, tarlanın her türlü bakım, sulama gibi işlerinin tarla sahibi davalı tarafından üstlenildiği, kavakların 10 sene tarlada kalacağı, yetiştikten sonra kesilip satılmaları halinde satış bedelinin aralarında paylaşılacağı sözleşmede düzenlenmiştir. Davacı, 10 yıllık süre dolduğu halde davalının kesime ve satıma yanaşmadığını, tarlada 3500 adetten az kavak bulunduğunu iddia etmekte, davalı ise doğal sebeplerle kurumalar olduğunu, sözleşmede 3500 adet yazsa da daha az kavak olduğunu belirtmiştir. Tarafların bu iddia ve savunmalarına göre aralarında BK.535 ve müteakip maddelerin de düzenlenen adi ortaklık vardır. Davacı adi ortaklıktan hissesin, talep etmekle süresi dolan ortaklığın feshini ve tasfiyesini istemiştir. Adi ortaklığın tasfiyesinin nasıl yapılacağı BK. 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. Sözleşme gereği davalının idareci ortak olduğu anlaşılmaktadır. İdareci ortağın hesap verme yükümlülüğü vardır. Mahkemece öncelikle davalıdan ortaklıkla ilgili hesap istenmeli, taraflar tasfiye hususunda anlaşamadıkları taktirde BK. da öngörülen şekilde ortaklığın kar ve zararı hesaplanarak tasfiye yapılmalıdır. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy