(1086 S. K. m. 38) (442 S. K. m. 37)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, kendisinin Türksevin köyü muhtarı olduğunu, ortaklaşa yapılan telefon santrali binasının yapımından dolayı davalı hissesine isabet miktarı ödemediğini, hakkındaki icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, kendisinin çukurpınar köyü muhtarı olduğunu, telefon santrali yapımı için kendi köyüne isabet eden miktarı davacıya ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının Türksevin köyü muhtarı olduğu, davalının ise çukurpınar köyü muhtarı olduğu tarafların kabulündedir. Davacı, kendi köyü ile davalının muhtarı bulunduğu köyde dahil olmak üzere 5 köyün anlaşması sonucu bir telefon santrali kurulması işini kendisinin üstlendiğini, davalı haricindeki diğer köylerin hisselerine düşen miktarı ödediklerini, davalının ise kendisine senet verdiğini, senedin bir kısmını ödeyip bir kısmını ödemediğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Davalı ise senetteki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak katkı payı olarak kendilerine isabet eden miktarı ödediğini savunmuştur. Az yukarıda açıklanan iddia ve savunmalar gözetildiğinde davacının muhtarı olduğu köy ile davalının muhtarı olduğu köy ve diğer 3 köyün santral kurmak için ortaklaşa hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Ortada bir alacak söz konusu ise, bu alacağın köy tüzel kişiliğine izafeten istenmesi gerektiği gibi, husumetinde diğer köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekir. Somut olayda, davacı muhtarı olduğu köyün alacağı için davalının muhtarı olduğu köy tüzel kişiliği yerine davalıdan talepte bulunmuştur. Şu hale göre olayda aktif ve pasif husumet ehliyetinin varlığından söz edilemez. Ne var ki davanın dinlenebilmesi için öncelikle davacının aktif husumet ehliyetine sahip olması gerekir. Dava, köy tüzel kişiliği adına değil, davacının kendi adına açılmıştır. Mahkemece bu yönler gözetilerek, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya ayıkırıdır. Bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy