(7201 S. K. m. 21, 23)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının hac farizasını yerine getirebilmesi için hac organizasyonu yapan M. Dış Ticaret Ltd.Şti.ne davalı adına 1850 dolar ödeyip makbuz aldığını, çektiği ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini belirterek 1850 dolar karşılığı 2.950.000.000 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, yargılamaya gelmemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne 1850 dolar karşılığı 2.950.000.000 TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
l-Dava dilekçesinin davalıya yapılan tebliğ mazbatası içeriğinden 7201 Sayılı Kanunun 21.maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Anılan kanunun 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ve yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de oldukça en yakın komşulardan birine bildirir ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28.maddesinin 1.fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama
sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden ve yahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanunu'nun 23 ve Tüzüğün 33.maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin davetiye parçası incelendiğinde "muhatabın tevziat saatlerinde hanede bulunmadığından mahalle muhtarı Hüseyin A. tebliğ edildi. Komşusu İbrahim T'a haber verildi. Kapısına haber kağıdı yapıştırıldı. 9.1.2002" meşruhatı verildiği görülmüştür. Tebliğ işlemi az yukarıda belirtilen kanun ve tüzük hükümlerine uygun yapılmamıştır. Şöyle ki, muhatabın hanede bulunmama sebebi ile ilgili tüzükte belirtilen kimselerden gerekli soruşturmanın yapılıp yapılmadığı tebliğ mazbatasında belirtilmemiştir. Oysa tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve evinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. Anılan yolda işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memurunun tebligata verdiği meşruhat onun mücerret sözünden ibaret kalır. Bu durumda geçersiz tebligat uyarınca davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü zorunludur. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 1.bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte gösterilen nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy