(818 S. K. m. 41, 272) (1086 S. K. m. 74)
Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Ö. Asım Livanelioğlu ile davalı vekili avukat G. Yamaç'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, Sarıyer' de bulunan Büyükdere Fidanlığı nın hasılat kirasına dayalı işletilmesi için davalı ile sözleşme yaptıklarını, ancak nematod hastalığı nedeniyle fidanlığın bir kısmı için bitki yetiştirme ruhsatı alamadıklarını, bu nedenle bitki bedelleri ve kira bedelleri ödemelerinin bir süre için durdurulması talebinde bulunduklarını ancak kabul edilmeyerek aleyhlerine takip başlatıldığını ileri sürerek taraflar arasında mevcut olan muarazanın giderilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava tarihinden sonra davacı tarafın taşınmazdan tahliye edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan dava ile ilgili karar verilmesine yer bulunmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada ileri sürülen maddi olgulara uygulanacak maddelerini arayıp bulmak, uygulamak ve davanın hukuki nitelendirilmesini belirlemek, HUMK. nun 76.maddesi hükmüne göre doğrudan hakimin görevidir. Davacı bu davada, dava konusu kiralananın kendisine ayıplı şekilde teslim edildiğini, Borçlar Kanunun 272. maddesinde belirtildiği şekilde kiralananın sözleşmenin amacına uygun olarak kullanılmaya ve işletilmeye elverişli bir durumda teslim edilmediğini, bu nedenle talep edilen kira bedellerinden sorumlu olmadığını, ve davalı idarenin kira bedellerini talep etmekle muaraza yarattığını bildirerek, muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacıların, dava açıldıktan sonra davalı kiralayan tarafından açılan tahliye davası sonunda tahliye edilmiş olmaları, kira akdinin başlangıç tarihinden tahliye tarihine kadar ki kira bedellerinin ödenip ödenmemesi yolundaki davacı talebinin incelenmesine engel teşkil etmez. Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin delillerin ve karşı delilleri toplanmalı, taraflar arasında cereyan eden dava dosyaları celbedilmeli, dosya içinde bulunan 15.7.1999 tarihli davacı taahhütnamesi de değerlendirilmek suretiyle Borçlar Kanunun 272, 251 ve 252. maddeleri nazara alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, tahliye nedeniyle davanın konusuz kaldığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy