(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 520) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Faruk Ölçer ile davacı vekili avukat Abdulhamit Tanılır'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile Azerbaycan'da ortaklaşa bir şirket kurduklarını, şirketin 110.000 dolara üçüncü kişiye satıldığını, ancak payına düşen 55.000 doların davalı tarafından kendisine ödenmediğini, tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz edilmek suretiyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek duran takibin yürümesi için davalının itirazın iptalini, % 40 inkar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, Damla Limited Şirketinin hissedarı olmadığını, kaldı ki noterde yapılmayan limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğunu öne sürerek davanın reddini savunmuş, birleştirilen dosyada ise, başlatılan icra takibi nedeniyle 1.000.000.000 TL ödemek zorunda kaldığını belirterek, bu miktarın ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında şirket ortaklığı ilişkisi bulunmadığı bu nedenle şirket ortaklık payının satışı nedeniyle 55.000 doların talep edilemeyeceği ancak davacının, davalı hesabına havale ettiği 4.918.946.459 TL. yi talep edebileceği belirtilerek, birleştirilen davadaki 1.000.000.000 TL. nın bu miktarda mahsubu suretiyle 3.918.946.459 TL üzerinden takibin devamına bu miktara ilişkin itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Bir davada ileri sürülen maddi olgulara uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak, uygulamak ve davanın hukuki nitelendirilmesini belirlemek, HUMK. nun 76. maddesi hükmüne göre doğrudan hakimin görevidir. Davacı, davalı ile aralarında yapılan 4.2.1999 tarihli protokole dayanarak, gizli ortağı olduğu şirketteki hissesinin, davalı tarafından satıldığını bildirip, payına düşen 55.000 doların karşılığının tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini istemiştir.
Davacının dayandığı ve davacı ile davalının yetkili vekili tarafından imzalanan bu protokolde, Damla Limited Şirketinin davacı ile davalı arasında ortak olduğu açıkça kabul edilmiş ve yine adı geçen şirket hisselerinin davalı tarafından üçüncü kişiye 110.000 dolar karşılığında satıldığı açıklanarak, bu miktarın yarısının davacıya ödeneceği belirtilmiştir. Protokol davalının yetkili vekili tarafından imzalandığı için tarafları bağlar. Her ne kadar TTK. nun 520. maddesi gereğince, noterce tasdik ettirilmemiş olan limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşme, ilgililer hakkında hüküm ifade etmez ise de, dava konusu protokol, limited şirket hisselerinin üçüncü kişiye devrine ilişkin bir sözleşme olmayıp, daha önce yapılmış olan hisse devri gereğince, gizli ortak durumundaki taraflar arasında satış bedelinin paylaşılmasına ilişkindir. Bu nedenle hisselerinin devrinden önce, limited şirketin resmi kayıtlarda görülen hissedarlarının dava dışı Özkanlar Limited Şirketi ile Azerbaycanlı bir şahıs olmasının da bu davaya etkisi yoktur. O halde davacı, protokol gereğince hükme bağlanan alacağını talep etmekte haklıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Davacı, davalı ile aralarında gizli ortaklık bulunan şirket hisselerinin satışı nedeniyle payına düşen alacağın tahsili için başlatmış olduğu icra takibine itirazın iptali istemiyle bu davayı açmış olup, davacının bu iddiası incelenerek, bu konuda karar verilmesi gerekirken, iddianın dışına çıkılmak suretiyle, mahkemece davacı tarafından davalıya gönderildiği kabul edilen, aslında dava konusu olmayan, kaldı ki gönderildiği dahi belli olmayan miktarlar esas alınarak, HUMK. nun 74. maddesine aykırı şekilde ve ayrıca birleştirilen davadaki miktarın bu miktardan mahsubu yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması mümkün değildir. Zira ayrı ayrı açılıp birleştirilen dava, bağımsızlığını koruduğundan asıl davadaki ve birleştirilen davadaki taleplerle ilgili olmak üzere ayrı ayrı hüküm oluşturulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün 1. bent gereğince davacı, 2. bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, avukatlık ücretinin karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, 01.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy