(2004 S. K. m. 67) (2560 S. K. m. 6, 11, 13, 23) (2464 S. K. Mük. m. 44)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, İZSU idaresi, davalı abonenin atıksu borcunu ödemediğini, 23.558.165.776 TL. toplam alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini öne sürerek, itirazın iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, hizmet olmadığını, resen atıksu abonesi yapılarak kanuni olmayan talepte bulunulduğunu, atıksuyun vergi olduğunu savunarak yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takibe konu yapılan alacağın çevre temizlik vergisi niteliğinde olduğu, bu tür alacağın 6183 s. kanuna göre takibi yapılarak tahsil edilmesi gerektiği ilamsız takip yapılamayacağı anlaşılmakla, itiraz bu sebeple haklı, itirazın iptali davası bu sebeple haksız olmakla davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı İZSU idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı İZSU idaresi, 3905 s. kanun ile değişik 2560 s. kanun gereği kurulmuştur. İzmir'de kullanma suyu ve atıksular için tesisler kurmak tarifeler hazırlamak ve bu sular için para tahsil etmek görev ve yetkisiyle donatılmış bu yetkiler adı geçen idarenin tekeline verilmiştir. Her abonenin kullandığı kadar atıksu ürettiği kuşkusuzdur. 2560 s. İSKİ kanununun 6/f, 11/e, 13/a ve 23. maddelerine göre davacı İZSU idaresinin atıksuların boşaltılmasından, tarifeler yapıp ücret tahsil etmeye yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Atıksu bedeli, ücret niteliğindedir. Davacı idare tesis amacını gerçekleştirmek için halkın, mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan mahalli bir kamu tüzel kişiliğidir. Müstakil bütçeli kamu idareleri organları vasıtasıyla iradelerini açıklarlar. Davacı idarenin davalı ile sözleşme yapması yasadan doğan bir yetki kullanımıdır.
Olayın aydınlığa çıkarılması için tarifesine göre alınan atıksu bedelinin vergi, resim harç ve benzeri yükümlülük olup olmadığının da tetkiki gerekmektedir.
Bilindiği gibi vergi, kamu giderlerini karşılamak amacıyla yasalarla gerçek ve tüzel kişilerden mali güçlerine göre istenen bir yükümlülüktür. Vergi belli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayıp, bütün kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılma payını ifade eder. Harç, fertlerin özel menfaatlerine ait olarak kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanması karşılığında yaptıkları ödemelerdir. Kişilerin kendi lehine kamu eliyle özel bir yarar sağlanması harcın önemli bir vasfını teşkil eder. Resim ise harca benzer bir biçimde, devlet dairelerinde kamu kuruluşlarında görülen hizmetin ve yapılan giderlerin karşılığında yalnız o işle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden sağlanan gelirlerdir. Vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük ise kişilerden kimi kamu hizmetleri karşılığında ya da bir hizmet karşılığı olmaksızın kamu gücüne dayanılarak alınan paralardır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerinin ortak özellikleri kamu gücüne dayanılarak tek taraflı iradeyle alınmaları gereğinde zorla alınmaları ve yasayla konulmalarıdır.
Atıksu bedeli ise, bir tarifeye ve abonman sözleşmesine dayanılarak alınmaktadır. Başka bir anlatımla kişi ile idare arasında abonman sözleşmesi ilişkisi doğmakta, idare bu ilişkiden sonra yürürlükte olan tarifeler uyarınca ücret tahakkuk ettirmektedir. Ödemenin hukuksal dayanağı kamu gücüne değil tarifeye ve iki taraf arasında yapılan abonman sözleşmesine dayanmaktadır. İZSU ile davalı abone arasındaki sözleşme daha ziyade iltihaki sözleşme tipine uymaktadır. Hizmetin tekel nitelikte olması ve çok kişiye götürülme zorunluluğu için çoğunlukla tip sözleşmeyle ve kişilerin bu sözleşmelere katılımıyla gerçekleşmesini zorunlu kılmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 14.2.1991 tarih esasa 1990/18, karar 1991/4 s. kararında atıksu bedelinin vergi, resim ve bunların benzeri olmadığını, istenen bedelin, özel hukuku ilişkisinden doğan iltihaki bir sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacak olduğunu, atıksu bedelinin tahsiline olanak sağlayan 2560 s. kanunun 6/f, 11/e ve 13 maddelerinin Anayasanın 10 ve 73. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.
2464 s. Belediye Gelirleri Yasasının 3914 s. kanun ile değişik mükerrer 44 maddeleri ile getirilen Çevre Temizlik Vergisi, Belediyenin kamu gücüne dayanarak tahsil ettiği bir vergidir. Mükerrer 44/12 fıkrasına göre su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan belediyelerde ise, atıksu bedelinin tahsiline ait uygulama kendi kanunlarındaki hükümlere tabidir. Maliye Bakanlığının 8.1.1994 günlü Resmi Gazetede yayınlanan tebliğin 9. maddesinde de halen atıksu bedeli almakta olan belediyelerce ayrıca bu vergi alınmayacaktır denilmektedir. Bütün bu açıklamaların ışığı altında atıksu bedelinin çevre temizlik vergisi olmadığı özel hukuk ilişkisine dayalı olarak davacı İZSU idaresi tarafından davalı aboneden talep edilebileceği nazara alınarak davanın esasına girilip inceleme yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle yasaların değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz edilen kararın davacı İZSU idaresi yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 13.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy