(743 S. K. m. 650) (3402 S. K. m. 12/3)
Taraflar arasındaki tazminat ve tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murisi H. Keskin'den 14.4.1967 tarihli adi senetle maliki olduğu 22 nolu parselin 180 m2.sini satın aldığını, kadastro tespiti sırasında tapu devrinin yapılacağının vaat edilmesine rağmen devredilmediğini, taşınmaz üzerine ev yaptığını bu nedenle MK. 650 maddesi gereğince tapu kaydının iptali ile adına tesciline, bu mümkün olmaz ise ev ve arsa değerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000.000.000 TL.nın dava tarihinden yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar satışın gerçek olmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının tapu iptali tescil talebinin reddine, 2.070.839.000 TL.nın 15.12.1997 tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde davacının M.K. 650 maddesine göre davasında haklı olduğuna ne var ki taşınmazın ifrazının mümkün olmadığından taşınmazın bedeline hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Dosyada yer alan dava konusu 170 ada 22 parsel sayılı taşınmazın kadastro beyannamesinin incelenmesinde 6.3.1953 tarih ve 85 nolu tapu kaydının revizyonu sonucu malik H. Keskin' in ölü olduğu beyanlar hanesine yazılarak adına tahdit edilip 15.8.1981 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı T. Köse'nin beyannamedeki komisyon kararına göre 180 m2'sinin kendi adına tescili istediği ancak kayıt malikinin ölümü ile ilgili veraset belgesi ibraz edilmediğinden tescil isteminin reddedildiği anlaşılmaktadır. 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu 12/3 maddesinde kadastrodan önceki sebeplere dayanarak açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süre getirmiş olup geçici 4. madde ile de 2613 sayılı yasa gereğince kadastrosu yapılan kesinleşmiş tutanaklar içinde 1 yıl içinde hak sahiplerinin dava açabileceği hükme bağlanmıştır. Dosyada yer alan kadastro beyannamesinde zemin ve muhdesatlar davalılar murisi adına tespit edilmiş, muhdesatların davacıya ait olduğuna dair açıklık yoktur. Bu nedenle M.K. 650. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki anılan madde iyiniyetle başkasının arazisine yapı yapan kişiye yapının değerinin zemin değerinden fazla olması halinde muhik tazminat karşılığı talep hakkı tanımıştır. Oysa eldeki davada davacı M.K. 650. maddesinden söz ederek tazminat istemiştir. Yukarıda açıklanan hukuki olgulara göre davacının kadastro önceki hukuki sebebe dayandığı açık ve belirgindir. tespitin kesinleşmesinden sonrada Kadastro Kanunu 12. ve geçici 4. maddelerinde öngörülen 10 ve 1 yıllık hak düşürücü süreler gerçekleşmiştir. Bu itibarla, ayın üzerinde hak talep edemeyecek olan davacının ikame değeri de isteyemeyeceği açık ve belirgindir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy