(1086 S. K. m. 186)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, Bakırköy 15.Noterliğinin 4.9.1998 tarih ve 46678 yevmiye nolu noter senediyle, davalının, Küçükçekmece 1. bölge 5536 parseldeki 1.kat göl tarafına bakan cephedeki 15/412 paylı daireyi kendisine satmayı vaat ettiğini, karşılığında 15.000 DM ödediğini, sözleşme gereği 30.10.1998 tarihinde daireyi kaba inşaat halinde teslim etmesi ve 30.1.1999 tarihine kadar tapuda ferağ vermesi gerekirken, davalının edimini yerine getirmediğini belirterek davalı tapusunun iptali ve adına tesciline, zamanında teslim etmeme nedeniyle 600.000.000 TL. zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin yapıldığını ancak davacı parasını ödemediği için dairenin devrini vermediğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tapuda davalı adına hisse kalmadığından tescil talebinin reddine, satış bedeli olarak sözleşmede 100.000.000 TL. gösterildiğinden 100.000.000 TL.nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 4.9.1998 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi resmi şekilde yapıldığı için geçerlidir. Anılan sözleşmede taşınmazın 30.10.1998 tarihinde kaba inşaat halinde davacıya teslim edileceği,30.1.1999 tarihinde de tapuda ferağının verileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında görülen iş bu davanın yargılaması aşamasında davalının taşınmazı dava dışı 3.kişilere 2.2.2000 tarihinde sattığı anlaşılmış olup, bu satış üzerine HUMK. 186 maddesi gereğince davacı, davasını bedele dönüştürmüştür. Geçerli satışlarda, davacının, ifanın imkânsız hale geldiği tarih itibariyle satışa konu taşınmazın kaim değerini isteyebilme hakkı yasalar gereğidir. Mahkemenin bu olguya rağmen sözleşmede yazılı satış bedeli hakkında hüküm kurması bu itibarla doğru görülmemiştir. Davalının bedelin ödenmediğine ilişkin savunması ise, satış vaadi sözleşmesinin içeriği karşısında hüküm ifade etmez. Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla 4.9.1998 tarihli sözleşmede açıklanan, kaba inşaat halinde teslim edilmesi yönü de gözetilmek suretiyle, taşınmazın 3.kişilere satıldığı 2.2.2000 tarihindeki kaba inşaat halindeki kaim değeri saptanıp, bu değer üzerinden hüküm tesisi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy