(818 S. K. m. 517)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, Siverek Belediye Başkanlığınca hisseli taşınmazda özel parselasyon yaparak satışa çıkarılan 5 ve 6 nolu parselleri 21.12.1989 tarihli encümen kararı ve ihale yoluyla satın aldığını, ihale bedeli olan 1.170.000 TL. den 1.248.000 TL. yi 20.12.1989 ve 30.1.1990 tarihleri arasında ödediğini, ancak davalı belediyenin taşınmazın tapusunu vermediğini ileri sürerek 1.116.000.000 TL zararının yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, ihale tarihinden taşınmazın belediyeye ait olduğunu, davacının ihale bedelini ihale tarihinden itibaren 10 gün içinde ödeyip taşınmazın tapusunu istemediğini, bu arada 3. kişinin ihaleye konu taşınmazlara karşı açtığı tapu iptali ve tescil davasını kazandığını, artık tapu verme imkanı olmadığını, davacının da tapuyu almamakta kusurlu olduğunu, bu yüzden ödediği ihale bedelini yasal faiziyle geri isteyebileceğini savunmuştur.
Mahkemece, edimin ifasının imkansız hale geldiği tarih dava tarihi olarak kabul edilerek, bilirkişi raporu doğrultusunda ödenen ihale bedelinin dava tarihi itibariyle dolar cinsinden birikimli değer artışı nazara alınarak 801.040.000TL. nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmişi hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı, saya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece davacının uğradığı zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınan 3.1.2002 tarihli raporda davacının uğradığı zarar seçenekleri olarak, mahalli bilirkişilerce taşınmazın keşifte belirlenen değer, Devlet İstatistik Enstitüsü enflasyon oranları, merkez bankası ıskonto faiz oranları ve dolar cinsinden birikimli değeri dikkate alınarak davacının ödediği ihale bedelinin dava tarihine kadar ulaştığı değer ayrı ayrı hesaplanmış, mahkemece bilirkişi raporundaki hesap seçeneklerinden dolar cinsinden birikimli tutarı esas alınarak hüküm kurulmuşsa da bilirkişi raporu hesap yöntemi ve hesap çeşitliliği açısından karar vermeye yeterli değildir. Davacının ihale bedelini ödediği tarihten edimin ifasının imkansız hale geldiği tarihe kadar geçen zaman zarfında her yıl itibari ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devlet tahviline verilen faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarının ve altın fiyatlarındaki değişim oranları, ayrıca toptan ve tüketici fiyat endekslerinin yıllara göre değişim oranları gibi daha pek çok verilerin dikkate alınarak değerlendirilmesi ve bu verilerin dikkate alınarak değerlendirilmesi ve bu verilen tamamının ortalaması alınarak davacının ödediği bedelin edimin ifasının imkansız hale geldiği tarihe kadar ulaşacağı değerin hesaplanması gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hesap yöntemi ve çeşitliliğin sağlanmadığı ve bu nedenle davacının zararının çok yönlü ve objektif olarak değerlendirmekten uzak olduğu açıktır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, az yukarıda bahsedilen hesap yönteminde kullanılacak oranları gösteren listeleri ilgili resmi kurumlardan araştırmak, konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak yada daha önceki bilirkişilerden yukarıda izah edilen şeklide yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz ve eksik bilirkişi raporu esas alınarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı gerekçelerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı gerekçelerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy