(743 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 18)
Taraflar arasındaki irtifak hakkı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı hazine adına kayıtlı taşınmazın 49 yıl süre ile kullanımına tahsis edildiğini, 2.nci 5 yıllık dönemin 1997 yılında başladığını, ancak 2.nci 5 yıllık dönem irtifak hakkı bedelinin sözleşme hükümleri göz ardı edilerek, taraflar arasındaki edimleri olanaksız kılacak, objektif ölçüleri aşan, hak ve nasfet kurallarına aykırı olarak fahiş bir biçimde 15.226.000.000 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek 1997 yılı zemin irtifak hakkı bedelinin 3.933.696.000 TL olarak tespiti ile fazladan ödedikleri 11.292.304.000 TL. nın istirdadını istemiş, bu dava ile birleştirilen 99/254 esas sayılı dava ile de 1998 yılı irtifak hakkı bedelinin 6.293.913.600 TL olarak tespitini, ödedikleri 18.067.686.000 TL.nın istirdadını, yine birleşen 2000/349 esas sayılı dava dosyası ile de 1999 yılı için irtifak hakkı bedelinin 9.755.566.080 TL olarak tespiti ile fazladan ödedikleri kısımdan fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000.000 TL.nın tahsilini istemiştir.
Davalı, 2.nci 5 yıllık dönemin başlangıcı olan 1997 yılında belirledikleri irtifak hakkı bedeline davalının itiraz etme hakkı bulunmadığını, sonraki takip eden yıllara ait bedelin ise sözleşme hükümlerine uygun olarak belirlendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, davalı hazinenin takdir hakkını kullanarak tespit ettiği irtifak hakkı bedelinin fahiş olduğu, tespit edilecek bedelin TEFE artış oranı göz önüne alınarak belirlenmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle zemin irtifak hakkı bedelinin 1997 yılı için 4.480.667.334 TL, 1998 yılı için 7.169.067.000 TL, 1999 yılı için 11.112.053.850 TL olarak belirlenmesine, davacının fazladan yatırdığı 23.937.865.666 TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında düzenlenen 26.6.1987 tarihli sözleşmenin 7/A-b maddesinde "ilk beş yıldan sonraki 2.nci izleyen 5. yıllık dilimlerin ilk yılı için irtifak hakkı bedeli yeniden takdir edilir ve izleyen yılların bedellerinin tahakkuk ve tahsili (a) fıkrası hükümleri gibi olur" hükmü mevcuttur. Bu yazılış biçimine göre, kira süresi boyunca her 5 yılda bir o yılın başında davalının kira parasını tespit edeceği, bu tespit edilen kira parasının beş yıllık dilim içerisindeki ilk bir yıl için uygulanacağı, beş yıllık dilim içindeki ikinci ve izleyen yıllardaki kira artışlarının ise anılan sözleşmenin 7/A-a maddesi uyarınca Devlet İhaleleri Genelgesinde belirlenen artış oranlarının bir önceki yıl kira bedeline eklenmesi suretiyle belirleneceği açıktır. Ne var ki, bu hükümler uyarınca beşer yıllık dilimler halinde kiranın beş yıl sonunda tekrar belirlenmesi durumunda bu belirlemenin hangi kıstas ve ölçüler esas alınarak yapılacağı konusunda sözleşmede ayrık bir hükme yer verilmediği de görülmektedir. Sadece idarenin kira parasını takdir edeceği yazılıdır. Bu yazılış şekline göre, beşer yıllık dilim başındaki kira parasının tespiti hakkının davalı idareye verildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda beşer yıllık dilimlerin ilk yıl kira parasının tespiti hakkı davalıya aittir. Ne var ki, her hakkın kullanımında olduğu gibi, sözleşmeden kaynaklanan hakkın kullanılmasında da M.K.nun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kurallarına aykırı davranılmamalıdır. O nedenle davalının sözleşmeden kaynaklanan hakkını dürüstlük kuralları içerisinde kullanması asıldır ve kendisinden beklenen de bu olmalıdır. Davadaki talepte, davalının hakkını kötüye kullanarak fahiş olarak tespit ettiği kira parasının indirilmesi ve davalının bu davranışına hakimin müdahalesi istemidir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davada, davalının takdir hakkının üst sınırının öncelikle belirlenmesi gereklidir ki, bunun üzerindeki miktarın hakkın kötüye kullanılmış olduğu kabul edilsin. Olayın özelliği itibariyle davalının takdir hakkının üst sınırı beşer yıllık dönemlerin bitim tarihinden itibaren yeniden başlayacak beş yıllık dönemin başında, dava konusu kiralana boş olması halinde, emsal ve raice göre olması gereken kira parası olduğunun kabulünde duraksamaya yer olmalıdır. Öyle ise mahkemece dava konusu dönem başında, kiralananın boş olması ve yeniden kiraya verilmesi halinde, emsal ve raice uygun olarak getirebileceği kira parası, bu konuda uzman bilirkişi marifetiyle,tarafların gerektiğinde emsalleri de ele alınmak suretiyle saptanmalı, bunun sonucuna uygun olarak getirebileceği kira miktarı böylece belirlenmeli ve davalının takdir hakkının üst sınırının bu yolla belirlenebilecek miktar olduğu kabul edilmelidir. Bu belirlemeden sonra, yine hak ve nasfet kuralları, davacının bu yerde kiracı bulunuşu, taraflar arasında uzun süreli bir kira sözleşmesinin akdedildiği olgusu göz önüne alınarak belli bir miktarda indirim yapılmalı ve böylece olması gereken kira parası belirlenip sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemenin açıklanan bu yönleri göz ardı ederek, somut olayın özelliğine uygun düşmeyen, sözleşmede irtifak hakkı bedelinin artış kaydına ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, ayni hak tesisi, ecrimisil ve tahliye yönetmeliğini esas alan bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3- Davacı, bu dava ile birleşen davalarda da; idarece 1998 ve 1999 yılı irtifak hakkı kullanım bedellerinin sözleşme hükümleri göz ardı edilerek fahiş belirlendiğini ileri sürerek, 1998 ve 1999 yılı irtifak hakkı kullanım bedellerinin mahkemece tespitini istemiştir. Sözleşmenin 7/A-a maddesinde "2. ve izleyen yıllar kullanım bedelinin Maliye ve Gümrük Bakanlığınca her yıl yayımlanan Devlet ihaleleri genelgesinde belirtilen artış oranlarının bir önceki yıl irtifak hakkı bedeline eklenmesi suretiyle saptanacağı" kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından irtifak hakkı bedelinin tespiti talep edilen dönemler, ikinci beş yıllık dilimin ilk yılı 1997 yılından sonra gelen 1998 ve 1999 yılları kullanım bedelidir. Öyle ise, mahkemece yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere ikinci beş yıllık dönemin başlangıcı olan 1997 yılı kullanım bedeli belirlendikten sonra, belirlenen bu bedele Maliye ve Gümrük Bakanlığınca 1998 yılı için yayınlanan Devlet ihale genelgesinde belirtilen artış oranının eklenmesi suretiyle 1998 yılı irtifak hakkı kullanım bedelinin saptanmalı, 1998 yılı için saptanan bu bedele yine az yukarıda açıklanan şekilde Devlet İhaleleri Genelgesinde belirlenen 1999 yılı için artış oranı uygulanmak suretiyle 1999 yılı irtifak hakkı kullanım bedeli saptanmalı, böylece bulunan 1998 ve 1999 yılı irtifak hakkı kullanım bedeline hükmedilmelidir. Mahkemenin bu yönü göz ardı ederek birleşen davalar hakkında da yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
4- Kira parasının günün koşullarına intibakını sağlayan ve uyarlama adı ile anılan dava sonucunda, sözleşmenin sadece kira parası bölümü günün koşullarına intibak ettirilmiş olur. Sözleşmenin diğer koşullarında bir değişiklik olmaz. Eş söyleyişle, sözleşmenin diğer hükümleri aynen hukuki statüsünü korur. Gerçekte de, uyarlama davasındaki asıl amaç, sadece kira parasının değiştirilmesine yöneliktir.Aksinin düşünülmesi halinde, sözleşme serbestisi ve özgürlüğü sınırları zedelenerek, kira bedelinin uyarlanması amacı dışında sözleşmeye müdahale edilmiş olur ki, hukuken üstün görülemez. Bu durumda mahkemenin aksi düşüncelerle, sözleşmenin 7. maddesindeki takdir hakkını "TEFE oranlarındaki artış oranının uygulanması gerektiği şeklindeki sözleşmenin 7. maddesine idarenin takdir hakkı dahilinde hakim müdahalesi ile bu maddenin bu şeklide yorumlanması şeklinde kabul edilmesi ve hesaplamanın buna göre yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2., 3., ve 4. bentler uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 24.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy