(818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 344)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı müteahhidin 14 parsel s. taşınmaz üzerine yaptığı binadan 7 numaralı daireyi 3.000.000.000 TL peşin, 3.400.000.000 TL.de bonolarla ödemek suretiyle toplam 6.400.000.000 TL.ye satın aldığını, dairenin davalı tarafından başkasına satıldığını, dairenin bugün değerinin çok fazla olduğunu, aynı para ile bu daireye sahip olmasının mümkün olmadığını öne sürerek, 7 numaralı dairenin tapu kaydının adına tesciline, mümkün olmadığı taktirde ödenen satış parasının ödeme tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faiziyle iadesine, munzam zararın tazminine, ıslah dilekçesiyle de 20.000.000.000 TL zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 1.2.1999 günlü satış sözleşmesinin yapıldığı sırada proje olmadığını, başlangıçta kendisine düşen 7 numaralı dairenin sonradan arsa sahibine verilen dairelerden olduğunu, davacı ile yapılan anlaşma ile 7 numaralı daire yerine 3 numaralı daireyi davacının eşine devir ve teslim ettiğini bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava konusu dairenin başkasına satılmış olduğu anlaşıldığından tescil işleminin reddi ile davacının davalıya ödemiş olduğu 6.400.000.000 TL.nin tahsiline, munzam zarar isteğinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı, davacıya sattığı ve parasını aldığı 7 numaralı daireye karşılık, aynı binada davacı ile anlaşarak 3 numaralı daireyi verip intikalini de eşi üzerine sağladığını savunmuştur. Davacı, davalının bu savunmasını kabul etmemiş, 3 numaralı dairenin ayrıca eşi tarafından bedeli ödenerek alındığını bildirmiştir. Bu halde davalının savunmasını yazılı delille ispat etmesi gerekir. Ancak davalı, savunmasını yazılı bir belge ibraz edip ispat edememiş ise de, 20.11.2001 havale günlü dilekçesi ile yemin deliline dayanarak davacı tarafa yemin teklif etmiştir. Mahkemece davalı tarafından davacıya teklif edilen yemin nazara alınmamış ve değerlendirilmemiştir. Davalının yemin teklifi hakkında karşı taraftan diyeceği sorulup, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-) Mahkemece hükmedilen alacağa ödeme tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiş ise de, davacı tarafından davalı, dava açılmadan önce usulüne uygun biçimde (BK. 101. maddesi gereği) temerrüde düşürülmediğinden faize dava gününden itibaren hükmedilmesi gerekirken, yazılı şeklide hüküm tesisi kabul şekli bakımından da usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bent gereğince sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 27.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy