(818 S. K. m. 535, 538)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile 7.3.1995 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalayarak işletmecisi olduğu büfeyi idareci ortak olarak davalıya devrettiğini,davalının hesap vermeyip kaba kuvvet kullanarak sözleşmeye aykırı davrandığını,ortaklığın borçlarını ödemek zorunda kaldığını belirterek 31.5.1996 tarihine kadar kar payı alacağından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000.000 TL. nin faizi ile davalıdan tahsiline ve ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ortaklığa ilişkin yükümlülükleri davacının yerine getirmediğini, belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ortaklık fiilen sona erdiğinden fesih için karar verilmesine yer olmadığına, davacının kar payı talebinin kabulü ile 50.000.000 TL.'nın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 7.3.1995 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğu, davalının idareci ortaklığın büfe fiilen yıkıldığı tarihe kadar devam ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7.madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir.Tasfiyenin B.K.nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde yada mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin olunacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin şirketten olan alacağı düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın payları oranında paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Dava konusu olan somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda bir inceleme yapılmamıştır. Mahkemece yapılacak iş ortaklığın kuruluş tarihi olan 7.3.1995 tarihinden, ortaklık konusu büfenin yıkım tarihine kadar az yukarıda açıklanan esaslara, sözleşme hükümlerine, dosya içinde bulunan tarafların yaptırdıkları tespit dosyalarına göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak ortaklığın tasfiyesini yapmaktan ibarettir Bu yön göz ardı edilerek yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine 2.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy