(4077 S. K. m. 8, 9)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı şirketin elemanından 30.9.2000 tarihinde tencere seti aldığını, sözleşmenin hile ile 21.9.2000 tarihli olarak yazıldığını, satın aldıktan 3 gün sonra 3.10.2000 tarihli ihtarla malın geri alınmasını, sözleşme ve evrakın iadesini istediği halde cevap alamadığını, davalının elindeki senetleri icra takibine koyduğunu öne sürerek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının 4077 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca cayma hakkını süresinde davalı şirkete bildirmediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki satımın 4077 sayılı yasanın 8. maddesinde düzenlenen kapıdan satış olduğu hususu tartışmasızdır. Davacı, satış sözleşmesinden sonra 7 gün içerisinde sözleşmeden caydığını bildirdiği halde davalının bunu kabul etmediğini ve taraflar arasında yapılan sözleşmeye gerçek satış 30.9.2000 tarihinde yapıldığı halde, daha önceki tarih olan 21.9.2000 tarihini yazarak kendi hakkını ortadan kaldırmak istediklerini bildirerek bu davayı açmıştır. 4077 sayılı yasanın 8/2. maddesinde kapıdan satışlarda tüketici 7 günlük tecrübe ve muayene sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbesttir. Bu sürenin başlangıcı, sözleşmenin yani satışın yapıldığı tarihtir. Yine bu sürenin başlayabilmesi için de davalı satıcının davacıya aynı yasanın 9. maddesinde öngörüldüğü şekilde ayrıca bir cayma bildirim belgesi vermesi gerekir. Satıcı böyle bir cayma bildirim belgesi vermediği takdirde, alıcının 8. maddede öngörülen 7 günlük tecrübe ve muayene süresi işlemeye başlamaz. Dosyada ibraz edilen sözleşmenin arka yüzündeki yazılarda cayma bildirim belgesinin yasaya uygun olarak verilmediği, sadece sözleşmenin arkasına yazıldığı anlaşılmıştır. Usulüne uygun cayma bildirim belgesi verilmediğinden, davacının cayması için gerekli süre başlamamıştır. Dolayısıyla davalıya Noter kanalıyla gönderdiği 3.10.2000 tarihli cayma iradesini belirten ihtarname süresindedir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy