(2004 S. K. m. 67/2)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile 1996 ve 1997 yılı pamuk toplama sezonunda tarlasındaki pamuk mahsulünü toplamak üzere, amele getirmek için aralarında sözlü olarak anlaştıklarını, bu nedenle davalıya toplam 800.000.000.- TL. ödemede bulunduğu halde, davalının edimini yerine getirmediğini, ödediği bedeli de iade etmediğini, alacağın tahsili için giriştiği icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalının % 40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının takip dosyasına vaki itirazının 400.000.000.- TL.lık kısmının iptaline, fazla talebinin reddine, inkar tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - İİK. 67/2. maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davacının sair temyiz itirazlarının ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy