(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 356, 289, 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Gülçin Turan gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait taşınmazda kiracı olduğunu, kira dönemi sonuna kadar olan aylar kiraları karşılığı için senet düzenleyerek davalıya verdiğini, davalının taşınmazı Şubat 2000 tarihinde dava dışı 3. kişiye sattığını ve taşınmazı tahliye etmesini istediğini, davalı ile yapılan anlaşmaya göre Nisan 2000 tarihinde taşınmazı tahliye edeceğini, Şubat ve Mart ayları kiralarının da kendisinden alınmayacağını, taşınmazı Nisan 2000 de tahliye etmesine rağmen davalının yedinde bulunan Şubat ve Mart ayları kiralarına karşılık verilen her biri 20.000 Dolar bedelli senetleri iade etmediğini bildirerek, bonoların iptali ile kendisine iade edilmesini karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında, kiracı olan davacı tarafından davalıya Şubat ve Mart kiralarına karşılık 15.2.2000 ve 15.3.2000 vade tarihli 20.000'er Dolar bedelli senetlerin önceden verildiği hususu tartışmasızdır. Davacı bu senetlerin ait olduğu aylar kiralarının alınmaması hakkında davalı ile anlaştıklarını iddia etmiştir. Davalı bu iddiayı inkar etmiş olup, davacı iddiasını yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Olayda miktar itibariyle ve davalının açık muavafakatı olmadığından tanık dinlenemez, tanık beyanlarına dayanılarak karar verilemez. Taşınmazın 18.4.2000 tarihinde tahliye edildiği de tarafların ibraz ettikleri tutanaklardan anlaşılmaktadır. Tutanaklarda davacı iddiasını doğrulayıcı herhangi bir ibare de yoktur. Bu durumda davacı iddiasını yazılı belge ve delillerle kanıtlayamamıştır. Ancak davacı, dava dilekçesinde yasal deliller demek suretiyle yemin deliline de dayandığından davacıya davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 9.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy