(818 S. K. m. 321, 390)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, müşterek çocukları T.'nun rahatsızlığı nedeniyle davalı şirkete bağlı hastanede 20.9.1995 tarihinde ameliyat edildiğini, ancak ameliyatı gerçekleştiren doktorların hatası nedeniyle anestezik uygulamanın çocuğa göre fazla ve disiplinsiz uygulamaları sonucu çocuğun bitkisel yaşama girdiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 1.000.000.000 TL maddi tazminat ve her bir davacı için 10.000.000.000 TL manevi tazminatın tüm davalılardan faiziyle birlikte tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, genel anestezi uygulanan davacıların çocuklarının ameliyatının 40. dakikasında beyni yumuşatmak amacıyla verilen pentothal adlı ilaç nedeniyle oluşan arazlar meydana çıktığını, bu olayın tıp uygulaması açısından karşılanması mutat nitelikte olan ve yapılan müdahalelerdeki herhangi bir kusura bağlanamayan bir komplikasyon olduğunu, kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan alınan raporda davalıların kusurlarının bulunmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasındaki ilişki vekalet aktinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle dava konusu olayda davalıların B.K. 390. maddesi delaletiyle aynı yasanın 321. maddesi hükmü ne göre bir işçi gibi yüklendikleri edimlerini eksiksiz ve layıkıyla ifa etmek yükümlülüğünde olup, ameliyatı gerçekleştiren ekibin gerekli özen borcunu göstermeleri yasa hükmü gereğidir. Bu özen borcu ameliyat öncesi yapılması gereken hazırlıkları, ameliyat sırasında ve sonrasındaki yükümlülüklerin tamamını kapsar. Gerek Adli Tıp Kurumu ihtisas dairelerinin ve gerekse Genel Kurul'un raporlarından, genel anestezi uygulanarak yapılan ameliyatın 40. dakikasında verilen pentothal adlı ilacın yan etkisine bağlı olarak hastada hipotansiyon, kalp atım debisinde düşme ve bradikardi geliştiği anlaşılmaktadır. Ancak anılan raporlarda bu sonucun oluşmasında davalıların bir kusurunun bulunmadığının bildirildiği de görülmüştür. Ne var ki gerek ihtisas daireleri ve gerekse Genel Kurul raporunda pentothal adlı ilacın verilmesinden önce hastaya test uygulanmasının gerekli olup olmadığı, test uygulandığı takdirde bu tür yan etkilerin oluşup oluşmayacağının belirlenip belirlenmeyeceği, bu ilacın bünye tarafından kabul edilip edilmeyeceği hususunda bir açıklık bulunmadığı gibi, adı geçen ilacın hastanın yaşı, kilosu gibi unsurlara bağlı olarak uygun dozda verilip verilmediği konusunda da bir belirleme yoktur. Oysa davalıların sorumluluktan kurtulabilmeleri için her türlü özen borcunu eksiksiz yerine getirmeleri ve hiçbir kusurlarının bulunmaması gerekir.
Mahkemece az yukarıda açıklanan hususlarda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy