(818 S. K. m. 49, 98)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının kiracısı olduğunu ve sözleşme gereği kira bedellerine karşılık senelik 12 adet bono verdiğini, ödenen dört bononun iade edilmediğini, karşılığında ödeme makbuzları alındığını davalının bunlarla beraber sair aylara ait senetlerle birlikte icra takibi yaptığını ve ödemek zorunda kaldığını mecuru kötü hava koşullarında tahliye etmek durumunda bırakıldığını ileri sürerek 586.000.000 TL.'nın ödeme gününden 1.000.000.000 TL. manevi tazminatında dava gününden kanuni faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı davacının 1999 haziran da tahliye ettiğini ve 1998-1999 kiralarından sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, mükerrer ödenen 586.000.0000 TL.nın ödeme gününden faizi ile 500.000.000 TL. manevi tazminatın dava gününden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle 6.7.2001 günlü dilekçesi ile davalı vekili, davacının mecurda Haziran 1998 gününe kadar oturduğunu bildirmesine, Haziran 1998 gününde davacının taşınmazı tahliye ettiğinin anlaşılmasına, ayrıca davalı asilin 3.7.2001 günlü celsede, davacının ibraz ettiği ve kira ödediğine dair dört makbuzdaki imzaları kabul ettiğine, bu aylar kiralarının da mükerrer olarak tahsil edildiğinin anlaşılmasına göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı taşınmazı zor şartlarda tahliye etmek zorunda kaldığı ve hakkında kötü niyetle yapılan icra takibi sebebiyle manevi tazminat talebi istemiştir. Borçlar yasanın haksız eylem faslında düzenlenen 49. maddesi, aynı yasanın 98/2 maddesi yollaması ile sözleşmeye aykırı davranışlarda da uygulanmaktadır. Ne var ki anılan madde hükmüne göre manevi tazminat isteğinin kabul edilebilmesi için, sair koşulların yanında kişilik haklarına hukuka aykırı, haksız bir saldırının varlığı da şarttır. Davacı, davalının sırf kendisini mağdur etmek ve zor halde bırakmak kasıt ve gayesi ile icra takibi yaptığını ispat edememiştir. Davalının, davacı aleyhine elindeki senetlere dayanarak icra takibi yapmasının ne biçimde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği açıklanmadığı gibi, anılan eylemin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunun da kabulüne olanak yoktur. Öyle ise bu davada manevi tazminatın koşullarının varlığından söz edilemez. Buna rağmen mahkemece, manevi tazminata hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan sebeplerle kararı temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 07.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy