(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 167)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Mustafa Meto'nun mağaza devrinden kalan alacak diye aleyhine yaptığı 20.000 USD.lik ilamsız icra takibinin müvekkilinin cahilliğinden yararlanarak kesinleştirip, haciz ve satış tehdidi altında 15.000 USD ödemek zorunda kaldığını, ancak bunun dosyaya yansıtılmadığı gibi, icra dosyasında alacağın diğer davalı Cengiz Pekkutucu'ya temlik edildiğini, mağaza devri yapılmadığından davalı alacağının ve yapılan ödemenin de karşılıksız kaldığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tesbitine, satış tehdidi ile ödenen 15.000 USD'nin istirdatını talep etmiştir.
Davalılar duruşmaya gelmedikleri gibi davaya cevapta vermemişlerdir.
Mahkemece davacının icra dosyasında borcu kabul ettiği, aradan bir yıldan fazla bir süre geçtiği ve davacının iyi niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı alacaklı Mustafa Meto, davacı borçlu aleyhine adi takip yolu ile yaptığı icra takibinde, mağaza devrinden kalan 2000 USD alacağının tahsilini istemiştir. İcra takibi 29.6.1998 tarihinde yapılmış, aynı gün borçlu icra dairesinde ödeme emrini elden alarak borcu kabul ettiğini beyan etmiştir. Takip konusu alacağın herhangi bir belgeye dayandığı takipte bildirilmemiştir. Davacı bu davası ile takibin cahilliğinden yararlanarak kesinleştirildiğini, esasen mağaza devrinin gerçekleşmediğinden davalı alacaklı Mustafa Meto'ya borcu da bulunmadığı gibi, icra takibine konu alacak için icra tehdidi altında 15.000 USD ödediği halde dosyaya yansıtılmadığını bildirerek, 20.000 USD borçlu olmadığının tesbiti ile yaptığı 15.000 USD ödemenin tahsilini istemiştir. Davacı, dosyaya yaptığı ödemeye ilişkin 29.8.1999 tarihli belgeyi de ibraz etmiştir. Dosya arasında bulunan Zeytinburnu 3. İcra Müdürlüğünün 1998/1969 sayılı dosyasından, dosya alacaklısının alacağını 4.12.1998 tarihinde diğer davalı Cengiz Pekkutucu'ya temlik ettiği, dosya alacağının borçlunun taşınmazının satışı yoluna gidilerek, bu dava devam ederken kısmen tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı borçlu aleyhine yapılan icra takibi ilamsız icra yoluyla yapılmış olup, borçlunun icra dosyasında borcu kabulü icra hukuku yönünden neticeler doğurur ve hüküm ifade eder. Davalı alacaklının ilamsız takip yoluyla yapılan icra dosyasında dayandığı temel ilişkiyi ispat etmesi gerekir. Genel hükümlere göre açılan bu davada, davacının icra hukuku yönünden hüküm ifade eden kabul beyanına dayanılamaz. Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları da bu doğrultudadır. O nedenle, mahkemenin salt davacının icra dosyasındaki kabulü esas alınarak, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece B.K. 167/1. maddesi hükmüne göre, borçlunun alacaklılara karşı ileri sürebileceği defileri temlik alana karşıda sürebileceği, İİK 72/6 maddesi hükmüne göre menfi tespit davası devam ederken icra takibine konu alacaktan tahsil edilen kısma ilişkin davanın istirdat davasına dönüştüğü de nazara alınarak, davalılardan mağaza devri ilişkisini ispat yönünden, davacının da karşı delilleri alınıp değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy