(818 S. K. m. 49, 98)
Dava: Erdağ Özgüner vekili avukat Ali Kargı ile Turkcell İletişim Hiz. A.Ş. vekili avukat Aykut Alparslan aralarındaki dava hakkında Ankara Tüketici Mahkemesinden verilen 27.11.2001 tarih ve 1646-751 sayılı hükmün Dairenin 1.5.2002 tarih ve 2466-4942 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Davacı, davalı şirketin işleticisi olduğu 0 532 576 79 86 nolu cep telefonunun abonesi olduğunu, adına gönderilen faturaları süresinde tamamen ödediği ve zuhülen yaptığı 27 Aralık 1999 tarihli mükerrer ödemesinin nazara alınmadan, 18.1.2000 tarihinde borcu olduğundan bahisle telefonunun görüşmeye kapatıldığını, 2000 yılı Ocak ayı faturasını da yine süresinde ödemesine rağmen, Şubat ayı faturasında 1.374.241 lira kapama ücreti, 370.241 lira gecikme faizi ve 299.403 lira KDV olmak üzere 2.061.008 lira borç tahakkuk ettirildiğini, şubat ayına ait faturadan bu miktarı düşerek ödediği halde tekrar telefonunun 13.3.2000 tarihinde görüşmeye kapatıldığını bildirip, davalıya borçlu olmadığının tesbitiyle vaki sataşmanın önlenmesine, duyduğu üzüntüye karşılık 400.000.000 lira manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 18.1.2000 tarihi itibariyle borçlu olmadığı tespit edildiğinden davalının yarattığı çekişmenin giderilmesine, 13.3.2000 tarihi itibariyle 8.672.448 lira borçlu olduğunun tesbitine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş, dairemizce onanmış, bu kez davacı karar düzeltme istemiştir.
Davacının Kasım 1999 ayına ait 2.12.1999 son ödeme tarihli 6.743.500 lira tutarındaki fatura bedelini 2.12.1999 tarihinde ödediği halde, yine mükerrer olarak 28.12.1999 tarihinde Emlak Bankasına davalı hesabına ödediği, Aralık 1999 ayına ait 11.1.2000 son ödeme tarihli 6.611.440 lira tutarındaki faturayı ise, davacının 28.12.1999 tarihinde yaptığı mükerrer ödemenin 11.1.2000 ödeme tarihli fatura bedelinden fazla olması nedeniyle ödemediği, bunun üzerine davacı telefonunun 18.1.2000 tarihinde davalı tarafından görüşmeye kapatıldığı, Ocak 2000 ayına ait 2.2.2000 ödeme tarihli fatura ile davacının 28.12.1999 tarihinde yaptığı mükerrer ödeme düşülerek 8.865.156 lira ödenmesi istenmiş ise de, davacının davalı hesabına 28..1.2000 tarihli Emlak Bankası ve 2.2.2000 tarihli Yapı Kredi Bankası dekontu ile de Ocak ayı faturasının tamamını davalının düştüğü miktarda dahil olmak üzere ödediği, buna rağmen Şubat 2000 ayına ait 2.3.2000 ödeme tarihli, 11.457.348 lira tutarındaki faturada 1.391.304 lira kapama, 370.241. lira gecikme faizi 299.403 lira KDV olmak üzere 2.060.948 lira davacı aleyhine fazla tahakkuk yapıldığı, davacının bu fatura bedelini haksız ve fazla olarak tahakkuk ettirilen 2.061.008 lirayı düşerek ödediği, davacının davalıya borcu olmadığı halde telefonunun davalı tarafından 13.3.2000 tarihinde ikinci kez tekrar konuşmaya kapatıldığı, dosyadaki faturalar, ödeme dekontları, açıklamalı ve gerekçeli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
BK. 98/2 maddesi hükmüne göre, haksız fiilden doğan sorumlulukla ilgili kurallar, sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır. Sözleşmeye aykırı davranılması sonucunda BK. 49 maddesindeki şartlar gerçekleştiğinde manevi tazminat istenebilir. Somut olayımızda davacı abonenin borcu olmadığı ve yaptığı fazla ödeme nazara alınmadan telefonun görüşmeye kapatılması, kapama ücreti, gecikme faizi ve KDV'si tahakkuk ettirilmesi, bunların haksız olarak tahakkuk ettirildiğini anlayan davacı abonenin bu miktarı düşerek ödeme yapması üzerine telefonun ikinci kez görüşmeye kapatılması, davalının sözleşmenin kendisine yüklediği özen ve dikkat borcunu yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, aboneyi ciddiye almadığını ve aboneye değer vermediğini gösterir, bu nedenle davacının kişilik hakları hukuka aykırı biçimde ihlal edilmiştir. BK.nun 98 maddesi delaletiyle 49. maddesindeki şartlar davacı lehine gerçekleşmiştir. O halde mahkemece muarazanın menine ilişkin davanın kabulü ile ayrıca davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenlerle kararın davacı yararına bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteminin kabulüne ve kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 2466-4942 sayılı 1.5.2002 tarihli onama kararının kaldırılmasına mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, 15.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy