(818 S. K. m. 486)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, kendisine ilişkin taşınmazı dava dışı üçüncü şahsa kiraladığını, davalının da kira sözleşmesinde kefil olduğunu, dava dışı kiracının 4450 Amerikan Doları kira borcunu ödemeden taşınmazı tahliye ettiğini, kefil olan davalının da bu miktarı ödemekten kaçındığını ileri sürerek 4450 Amerikan Dolarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, taşınmazı 1998 yılı kasım ayı sonunda tahliye eden dava dışı kiracısının kira borçlarına karşılık davacıya çek ve senet verdiğini, kira borcu kalmadığı için kefaletinde sona erdiğini, kaldı ki asıl borçlunun iflas etmesi veya hakkındaki icra takibinin sonuçsuz kalması gerektiğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının, davacı ile dava dışı üçüncü şahıs arasında imzalanan kira sözleşmesinin kefili olduğu tarafların kabulündedir. Ne var ki kira sözleşmesine davalının müteselsil kefil olduğu belirtilmemiştir. Bu halde davalının kefaletinin adi kefalet niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. BK.nun 486/1 maddesi adi kefaletten kefilin borç ile mutalep olması ancak kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasının imkansız hale gelmesi ile meşruttur hükmünü içermektedir. Anılan bu madde hükmüne göre, adi kefalette kefil hakkında takip yapılabilmesi için aynı maddede belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekir. Davacı bu hususları kanıtlamadan adi kefil hakkında icra takibinde bulunamaz. Bu itibarla henüz dava koşulunun gerçekleştiğinden bahsedilemez. Mahkemece bu yön gözetilerek, dava koşulunun gerçekleşmemesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 04.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy