(818 S. K. m. 404)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda İlamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, emlak komisyonculuğu işi ile uğraştıklarını, davalının arsa almak için başvurduğunu, gösterilen arsalardan 4083, 4084, 4085 adada bulunan arsaların davalının ortağı bulunduğu A. Yapı Sanayi Ltd. şti tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile alındığını, yer gösterme taahhütnamesi gereğince, gösterilen taşınmazlardan herhangi birisinin usul, füru veya ortak olduğu şirket tarafından alınması halinde taşınmazın değerinin % 2'si oranında tellallık ücreti ödeneceği öngörüldüğünü, davalının ücreti ödemediğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 150.000.000.- TL alacağın faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, A. Ltd Şti tarafından alınan arsalarla davacının ilgisi olmadığını, taahhütnameye sonradan ilave yapıldığını, taahhütnamenin akit yapma vaadi olup borç doğurmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 5.1.1995 tarihli tellallık sözleşmesinde davalının ve davacının imzaları bulunmaktadır. Ne var ki aynı sözleşmenin mevki durumu, özellikleri, satış bedeli başlığını taşıyan son kısmında, 1. Osmangazi 468 ada parsel, 2. M'nin Bornova'daki arsa yeri beğendik yazısının arasındaki satıra 15.3.1996 3. Akıncılar 4. C.'nin çiftliği (47 pafta 4083-4084 ada) nın değişik kalemle yazıldığı gözlenmiştir. Davacı tellal, satışa konu olan 4083, 4084, 4085 adaları davalıya gösterdiğini, davalının da kayıt malikinden kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ortağı olduğu şirkete satın aldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak tapudaki satış bedelinin % 2'sinden şimdilik 150.000.000.- TL istemiştir. Davalı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu ne var ki değişik kalemle yazılan ibarelerin sonradan yazıldığını, kendisinin imza ve parafının olmadığından bağlayıcı nitelik taşımadığını ve arsayı kayıt malikinden davacının katılımı olmaksızın satın aldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Davalının bu savunmasına karşı davacı, yeri kendisinin gösterdiğini bildirmiştir. Oysa tellallık sözleşmesinin yapılıp imzalandığı 5.1.1995 tarihinden sonra 15.3.1996 tarihinde değişik kalemle yazılan bu ibarenin sözleşmeden sonra yazıldığı açık ve belirgindir. Aynı sözleşmede davacının sonradan yazılan bu kısmı onayladığına ilişkin imza yada parafı da bulunmamaktadır. Mevcut bu olgular karşısında sözleşmeye ilave edilen ve davaya konu taşınmaz satışına ilişkin yer gösterme davalıyı bağlamaz. Bunun sonucu olarak davacı davalıdan hak talep edemez. Bundan ayrı olarak BK. 404. maddesi gereğince davacı tellalın, davalı ile taşınmaz malikini bir araya getirip akdin kurulmasına aracılık etmesi gerekir. Davacı yer gösterme tutanağı dışında tarafları bir araya getirip anlaştırdığını da iddia ve ispat edememiştir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına bozulmasına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy