(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 17.5.1989 tarihli sözleşmeyle hazineye ait 1968 parsel sayılı taşınmazın irtifak hakkı tesisi suretiyle ve 49 yıl süreyle kullanımına tahsis edildiğini, 3'er yıllık dönemlerin ilk yıllarının irtifak hakkı bedellerinin tespitinin davalı tarafa bırakıldığını, davalının buradaki takdir ve değerlendirme hakkını keyfi ve MK. 2. maddesine aykırı bir şekilde kullandığını, devam eden yıllardaki bedellerin tespitiyle ilgili olarak boşluk bulunduğu gibi ödeme tarihinin de Ocak ayının 5. günü değil, Nisan ayının 20. günü olduğunu, buna göre de irtifak bedeli ana para borcu bulunmadığını iddia etmiş ve dönem başındaki kira bedelinin belirlenmesine ilişkin sözleşme hükmüyle, artışlara ilişkin hükümlerin yeniden düzenlenmesini, vadenin 20 Nisan olduğunun ve borcunun bulunmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dönem başlangıcı irtifak bedelinin yeniden tespiti herhangi bir esasa bağlanmadığından Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatlarındaki artış oranlarının uygulanması gerektiğine ve bunun sözleşmeye eklemesine, ödeme zamanının 20 Nisan olduğuna, 1989-1998 yılları arası irtifak bedeli ana para borcu bulunmadığına karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede, kiranın 3'er yıllık dönemler halinde ve ilk yıl kirasının dönem başında davalı idare tarafından takdir edilerek belirleneceği, 2. ve 3. yıl kiralarının ise "Devlet İhaleleri Genelgesinde belirtilen artış oranlarının bir önceki yıl irtifak bedeline eklenmesi suretiyle saptanacağı" kararlaştırılmıştır. Sözleşmede taraflarca belirlenen bu kararlaştırma akit serbestisi içinde düzenlenmiş olduğu için tarafları bağlar. Davacı, bu belirlemenin değiştirilmesini isteyemez. Ancak idare 3 yıllık dönemlerin başında ilk yıl kirasını belirlerken, takdir hakkını hatalı ve Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olarak kullanmış ise davacı bunun mahkemece denetlenmesini ve incelenmesini isteyebilir. Bu nedenle, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin davalı idareye bıraktığı dönem başındaki kiranın belirlenmesi hakkını ve müteakkip yıllık artış oranını değiştirme hakkını kaldırılacak şekilde sözleşmeye ilave yapılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacının talepleri arasında 1989-1998 yılları arası irtifak hakkı bedeli ana para borcunun bulunmadığının tespitine dair talebi de vardır. Davacı, bu dava açılmadan önce bu dönemlere ilişkin idarece belirlenen kira borçlarını uzun süre dava açmaksızın ödemiştir. Bu durumda artık dava tarihinden önceki belirlenen kiralara ve artış yöntemine karşı dava açamaz, zira geçen süre zarfında yaptığı ödemelerle belirlenen kira miktarını benimsemiştir. Ancak dönem başlarında idarece kira belirlenip bildirildiği takdirde bunun indirilmesini isteyebilir. Dava tarihi itibariyle 1998-1999 kira süresi başında bildirilen kiraya karşı zamanında bir dava açılmadığı gibi daha önceki dönemlere ait kiralara karşı da davacının herhangi bir davası ve itirazı bulunmamaktadır.
Ancak, davacı tarafın ödeme yapacağı tarih, mahkemece kabul edildiği gibi her yılın 20 Nisan tarihi olduğuna göre bu tarihte yapılan ödeme nedeniyle şayet davalı idare tarafından 5 Ocak tarihi esas alınarak bir gecikme zammı tahakkuk ettirilmiş ise bu haksız ve yersiz olup davacı bundan dolayı borcu olmadığının tespitini isteyebilir. Öyleyse idarenin iddia ettiği ödeme günü olan 5 Ocak tarihinden sonra 20 Nisan dönemine kadar bir gecikme zammı tahakkuku yapılıp yapılmadığı, varsa miktarı belirlenip buna ilişkin davacı talebinin kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 14.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy