(1086 S. K. m. 38) (6762 S. K. m. 208, 219, 439, 450)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı kurum, davalı şirket ile ortaklaşa düzenledikleri işgücü yetiştirme kursları ile ilgili olarak davalı şirkete 284.111.770 TL. fazla ödemede bulunduklarını, tahsili için girişilen icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacı kurumun yasal olmadığını iddia ettiği ödemeleri kendisinin yaptığını, faturalar, tahsilat makbuzlarının süresinde davacıya verildiğini, beş yıl sonra yanlış ödemelere dayanarak dava açamayacağını, davanın zamanaşımına da uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen gözetilir. HUMK.nu hükümlerine göre dava gerçek ve tüzel kişiler tarafından yine gerçek ve tüzel kişiler aleyhine açılıp yargılama ve hükümde bu kişiler leh ve aleyhine kurulur. Gerçek kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti (taraf ehliyeti) ölüm ile tüzel kişilerin ehliyeti ise tüzel kişiliğin sona erip sicilden terkin edilmesi ile ortadan kalkar.
Somut olayda dava bidayette tüzel kişiliğini haiz olan U... Turizm ve Tic. Ltd. Şti. ne karşı yöneltilmiştir. Davalı ek rapora itirazında şirketin tasfiye edildiğini bildirmiş ise de, mahkemece üzerinde durulmamış, TTK. Hükümlerine uygun olarak tasfiyenin sona erip ermediği dolayısı ile yargılama ve hüküm aşamasında tüzel kişiliğin ortadan kalkıp kalkmadığı araştırılmamıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, bir ticaret şirketinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline geçerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Çünkü şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. (TK. m. 208, 439). Şirket davada taraf olarak kalmakta devam eder, yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir. (TK. m. 219, 450) (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı Cilt.1 sayfa 935) Ancak bu temsil edilmede ortadan kalkmış, Ticaret Sicil Memurluğunun 4.12.2001 tarihli cevabı yazılarına göre davalı, şirketin 18.6.1997 tarihinde tasfiyesine karar verildiği 4.7.1997 tarihinde tescil 9.7.1997 tarih 4328 sayılı; tasfiyesinin sona erdiği ise 26.5.1999 tarihinde tescil 28.5.1999 tarih 4800 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğinden kaydının kapatıldığı anlaşılmıştır.
Durum böyle olunca davalı şirketin terkinine rağmen, terkin öncesi şirketin devam eden bir davasının olması ve aleyhine hüküm kurulmasına göre, hükümde taraf ehliyetini alması için tüzel kişiliğinin devam etmesi gerekir. Öyle ise bunun içinde mahkemece davacı kuruma yetki verilerek davalı şirketin sicilde tekrar tescili sağlanmalıdır.
Taraf ehliyetinin davanın devamı sırasında sona ermesine göre, şirketin sicile yeniden tescili yaptırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlere göre temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy